<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halı tamiri &#124; Eldokuma halı kilim onarımı &#124; Antika halı tamiri</title>
	<atom:link href="http://www.halitamiri.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.halitamiri.com</link>
	<description>Halı tamiri Halı tamircisi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Dec 2011 00:54:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.3</generator>
		<item>
		<title>halı yıkama</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/hali-yikama.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hali-yikama</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/hali-yikama.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 00:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adana Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutköy Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ataşehir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Avcılar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeliever Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bakırköy Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrampaşa Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağcılar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Başakşehir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Halı Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[Etimesgut Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gölbaşı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Mamak Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Polatlı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sultangazi Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tuzla Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Uşak Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yenimahalle Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinburnu Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çankaya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ümraniye Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Halı Tamiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[Halı tamiri halı yıkama işleri  profesyonel halı yıkama firmaları tarafından yapılmalıdır .]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halı tamiri <em><strong><a title="halı yıkama" href="http://www.kuzeyhaliyikama.com" target="_blank">halı yıkama</a> işleri </strong></em> profesyonel <a href="http://www.kuzeyhaliyikama.com.tr" target="_self">halı yıkama</a> firmaları tarafından yapılmalıdır .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/hali-yikama.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>halı yıkama halı tamiri</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/hali-yikama-hali-tamiri.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hali-yikama-hali-tamiri</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/hali-yikama-hali-tamiri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:43:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstanbul Halı Tamiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Halıya tamir yapmadan önce yıkamak gerekir en iyi tamir için  iyi işcilik gereklidir.   halı yıkama]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halıya tamir yapmadan önce yıkamak gerekir en iyi tamir için  iyi işcilik gereklidir.   <a title="HALI YIKAMA" href="http://www.kuzeyhaliyikama.com" target="_blank">halı yıkama</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/hali-yikama-hali-tamiri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halı Örneklerimiz</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/hali-orneklerimiz.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hali-orneklerimiz</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/hali-orneklerimiz.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2011 10:29:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/sacakormeE.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-75" title="&lt;Digimax S500 / Kenox S500 / Digimax Cyber 530&gt;" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/sacakormeE-150x150.jpg" alt="sacakormeE 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/OLGUN121.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-74" title="OLGUN121" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/OLGUN121-150x150.jpg" alt="OLGUN121 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/KZYHALYKM-13.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-72" title="KZYHALYKM (13)" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/KZYHALYKM-13-150x150.jpg" alt="KZYHALYKM 13 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/KZYHALYKM-11.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-71" title="KZYHALYKM (11)" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/KZYHALYKM-11-150x150.jpg" alt="KZYHALYKM 11 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/KZYHALYKM-3.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-70" title="KZYHALYKM (3)" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/KZYHALYKM-3-150x150.jpg" alt="KZYHALYKM 3 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/Kuzeyhali_109.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-69" title="Kuzeyhali_109" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/Kuzeyhali_109-150x150.jpg" alt="Kuzeyhali 109 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/Kopyası-02072009.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-67" title="Kopyası 02072009" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/Kopyası-02072009-150x150.jpg" alt="Kopyası 02072009 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/26112007_008.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-65" title="26112007_008" src="http://www.halitamiri.com/wp-content/uploads/2011/03/26112007_008-150x150.jpg" alt="26112007 008 150x150 Halı Örneklerimiz" width="150" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/hali-orneklerimiz.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hereke ipek halıları</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/hereke-ipek-halilari.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hereke-ipek-halilari</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/hereke-ipek-halilari.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2011 10:05:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hereke halı]]></category>
		<category><![CDATA[Hereke ipek halıları]]></category>
		<category><![CDATA[ipek halı hereke ipek halıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[İpek geleneksel dokuma maddelerinden biridir. Doğal ipek, özel olarak yetiştirilen ipek böceğinden (Bombyx mori) elde edilen salgıdır.[1] Doğal ipeğin kökeni Çin’e gitmektedir.[2] M.Ö.2600-3000’li yıllarda Çin’de ipek böceği yetiştirildiğinden söz edilmektedir. Avrupa’ya M.S.500’lü yıllarda tarihi İpek Yolu ile sokulan ipek, Çin’de ipek maddesi olarak işlem görürdü.[3] Söylentilere göre, Çin imparatoriçesi Si-Lung Chi, İÖ.2689 yılında ipeği ipekböceğinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İpek geleneksel dokuma maddelerinden  biridir. Doğal ipek, özel olarak yetiştirilen ipek böceğinden (Bombyx mori) elde edilen salgıdır.[1] Doğal ipeğin kökeni Çin’e gitmektedir.[2] M.Ö.2600-3000’li yıllarda  Çin’de ipek böceği  yetiştirildiğinden söz edilmektedir. Avrupa’ya  M.S.500’lü yıllarda tarihi İpek Yolu ile sokulan ipek, Çin’de ipek maddesi olarak işlem görürdü.[3]</p>
<p>Söylentilere göre, Çin imparatoriçesi Si-Lung Chi, İÖ.2689 yılında ipeği ipekböceğinden keşfetmiş ve kozaları sıcak suya batırıp çektiği ipekle kendisine  bir elbise yapmıştır. Çin’de gizli olan ipek üretimi, İS 300’lerde Japonya ve Hindistan’da öğrenilmiştir. Çin’den ipekböceği  tohumu çıkarmaya  çalışanlar ölüm ile  cezalandırılırlarmış ve ölümü göze alan iki Bizanslı keşiş. İ.S.555 yılında  asalarının içini oyup buraya koydukları ipekböceği  tohumlarını Bizans’a getirmişler. İ.S. 16 yılında  Roma Senatosu tarafından ipekli kumaş kullanımı yasaklanmıştır. İ.S. 369 yılında ise ipek dokumacılığının kadınların dışındakilere yasaklanmasına ilişkin karar çıkmıştır. Bizans’ta ipekli dokumacılık devlet tekeline alınmıştır. İmparator Justinian (527-565) döneminde devlete ait dokuma atelyeleri geliştirildi ve ipekli dokumacılık devlet  tekeline alındı. İpek üretimi İstanbul, İzmir, İznik ve Bursa çevresinde yaygınlaştı. 1204 yılında  IV. Haçlı Ordusunun İstanbul’a yağmalaması  ipek dokuma atelyelerinin dağılmasına neden oldu.[4]</p>
<p>Orta Asya ve İran’ın VII. Yüzyılda Müslümanların eline geçmesi sonucunda ipek yolunun denetimi ve ipek ticareti el değiştirdi. İpek VIII. yy da Müslümanlar tarafından ilk kez İspanya’da  üretilmeye başlandı. Buradan XII. yy da Fransa ve  İtalya’da yayıldı.  Daha sonraki yıllarda Fransa Kralı Francois Lyon’da bir ipek  dokuma imalathanesi kurarak ipeği devlet tekeline aldı İpek Fransa ve  İtalya’dan Almanya, Hollanda, İsviçre, İngiltere, İsveç ve Rusya’ya yayıldı. Flaman dokumacılar ipeği Fransa’dan İngiltere’ye getirdiler. İngiltere Kralı I.James 1622 yılında ipek üretimini Amerika’nın  Virginia  bölgesinde denetti. Bağımsızlık  Savaşı’nın ardından Georgia, Carolina ve  Connectiut bölgelerine, XIX.yy’ın sonlarında da Michigan,  California ve Florida bölgelerine yayıldı.[5]</p>
<p>Türkçe’ deki ipek sözcüğü Kıpçak Türkçesindeki yipek  sözcüğünden gelir. Osmanlıca da ipek kumaş anlamına kullanılan ak kumaş deyimi de  Doğu Türkçesindeki aghi sözcüğünden gelir.[6]</p>
<p>DÜNYADA İPEKÇİLİĞİN  GELİŞİMİ</p>
<p>JAPONYA’ DA İPEKÇİLİĞİN GELİŞİMİ</p>
<p>İpek İ.S.II yüzyılda Koreli göçmenler tarafından Japonya’ya götürülmüş, ancak uzun süre  gelişmeden kalmıştır. XV. ve XVI yüzyıllarda  Çin ve Japonya’nın Avrupa ile ilişkilerini  kesmeleri  Avrupa’da ipek üretiminin gelişmesini kamçılamış ve ipek üretimi gelişmiştir. XIX. Yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da artan gereksinimi karşılayamaz duruma gelmiş ve bu yüzyılın ortalarında Çin ve Japonya’nın kapılarını Batıya açmasından sonra buralardaki ipek üretimi gelişmeye başlamıştır. 1870’de Fransa’dan ipekçilik uzmanı Paul  Brunat Japonya’ya getirilmiş ve bu kişiye Avrupa tarzında ipek filatürcülüğünü kurmak için gerekli projeler hazırlatılmıştır Bu uzman daha sonra Çin’e geçerek burada Pasteur yöntemine göre ipekböceği beslemeyi öğretmiştir. Japonya’da  ipekçilik 1886’da başlamış, yeni yöntemlerinin  uygulanması ve yapılan çalışmalar sonucunda kısa sürede koza telleri uzamış ve verim üç katına  çıkmıştır.[7]</p>
<p>FRANSA’DA İPEKÇİLİĞİN GELİŞİMİ</p>
<p>XIII. yy da Fransa’da ipek dokumacılarına çok seyrek rastlanıyordu. İpekli kumaşlar İtalya yolu ile Doğudan geliyordu. İpek çok pahalı olduğundan eski kumaşlar tel tel  sökülerek bunlardan yeniden ikinci kalitede kumaşlar ve  kemer gibi bazı kaba eşya dokunuyordu.</p>
<p>İpek  ithalatının neden olduğu büyük para akışından kaygılanan Kral XI. Louis, 1470’de Fransa’nın Tours kentinde bulunan İtalyanlara tezgahlarını orada kurmak ve halka zanaat öğretmek koşulu ile büyük ayrıcalıklar tanıdı. Bundan dört yıl önce Lyon’da yapılan benzer bir girişim ipek ithalatı yapan tüccarların engellemeleri sonucu başarısız olmuştur. Buna  karşılık, Tours’ daki  deneme büyük başarı kazandı ve 1546’da kentte ipek dokuyan tezgah sayısı 8000 dolayına ulaştı.[8]</p>
<p>Fransa’da  ipekçilik konusundaki esas gelişme Kral IV. Henry döneminde ortaya çıktı. Fransa’yı dut ağaçları ile  donatarak, İtalya’dan işçi getirterek ve büyük yatırımlar ile imalathaneler kurarak ipekçiliğin gelişmesini sağladı.[9]</p>
<p>AVRUPA’DA İPEK DOKUMA MERKEZLERİ (12. İLE 18.YY  ARASI)</p>
<p>ÜLKEMİZDE İPEKBÖCEKÇİLİĞİN GELİŞİMİ</p>
<p>İpek yolu XIII. Yy.da Anadolu’da Erzurum, Erzincan ve Sivas’tan geçerek Konya’ya ulaştırdı. Bizans’ın elinde bulunan İstanbul’a Sivas’tan karayolu ve Trabzon’dan denizyolu ile ulaşırdı. İpek XIV.yy da Erzurum-Erzincan-­Tokat- Amasya yolu ile Bursa’ya gelmeye başladı. XV:yy.da Bursa İran’dan ithal edilen ham ipeğin başlıca ticaret merkezi olmuştur.[10]</p>
<p>Anadolu’da ipekçiliğin geçmişi çok eskilere dayanmakta, özellikle XVI.yy da Osmanlı imparatorluğunun genişlemesi ve refahın artmasına paralel olarak ipekli kumaş talebi arttı. Başlangıçta ipekli kumaşlar Çin ve İran’dan satın alınmaktaydı. Yavuz Sultan Selim(1512-1520) döneminde İranlı tüccarların engellemesi sonucunda ipek ticareti Osmanlıların eline geçti ve Osmanlı tüccarlar  Hindistan’a kadar uzanan bir ticaret ağı kurmayı başardılar. Anadolu’ya getirilen ipeğin bir bölümü burada işlenirken bir bölümü de İtalya ve Öteki Avrupa ülkelerine ihraç edilmiştir.  Özellikle XVI. yy da İtalya ipekli dokumacılığının gelişmesi sonucunda ham ipek sıkıntısı doğunca çok sayıda Venedikli, Floransalı ve Milanolu tüccar Anadolu’ya ve özellikle Bursa’ya gelmeye başladı. Bunları Macarlar, Lehliler ve Ruslar izledi. Türk kumaşları Avrupa yanında Doğu ülkelerinde de Pazar bulmuştu. Kalitenin bozulmaması için devlet tarafından sıkı önlemler alınmış, ipekli kumaş ticareti yapanların yünlü ve pamuklu dokuma ticareti yapmalar yasaklanmıştır.[11]<span id="more-60"></span></p>
<p>Bursa önemli bir ipek ticareti merkezi olduğu gibi önemli bir ipekli dokumacılık merkezi idi. İstanbul’da ipekli dokuma atelyeleri kurulmasından sonra da sarayın gereksinimlerinin büyük bölümünün Bursa’da dokunması sürdürülmüştür.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu XVI.yy  sonlarına kadar ipekli dokumacılık için gerekli ham ipeği İran’dan ithal etmiş, ham ipek  ticareti iki ülke arasında çeşitli ekonomik ve siyasal sorunlara neden olmuştur. İki ülke arasında bu yüzden savaşlar çıkmıştır. XVI.yy ın ikinci yarısında İran ile süre giden uzun savaşlar  ipek ticaretini engellemiş ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki  dokuma sanayi hammadde sıkıntısı çekmeye başlamıştır. 1580’li yıllarda Bursa’daki dokuma tezgahlarının yarısı hammadde yokluğundan kapanmıştır. 1587’de İran’a bağımlı  olmaktan kurtulmak için  koza üretimi özendirilmiştir. Önce Bursa, sonraları Rumeli ve  Arnavutluk’ta koza üretimi gelişmeye başlamıştır.</p>
<p>Böylece ithal ipek ile dokumacılık XIV.yy’ın sonunda başlamış, XV.yy gelişmesini sürdürmüş ve XVI. yy da doruğa ulaşmıştır. Örneğin, 1500’li yıllarda Bursa’da 1000 kadar dokuma tezgahı vardı. Başlıca dokuma merkezleri, Bursa, İstanbul, Edirne, Amasya, Denizli, İzmir ve Konya’dır. Devlet ipek dokumacılığını sıkı bir biçimde denetlemiş, örneğin  1564 yılında kaliteyi korumak için İstanbul’daki tezgah sayısını 318’den 100’e indirmiştir. Ayrıca 1450’li yıllarda ipekli kumaşların damgalanmasına başlanmıştır.</p>
<p>Devletin kendisi de ipek dokuma ve  üretimine girmiş, 1560’lı yıllarda İstanbul’da dokumaya yönelik Karhane-i Amire  kurulmuştur. Daha sonraları Bursa’da kurulan Beylik İpekhane’ sinde 1863 yılında ayda 200-240 okka beyaz ve sarı yıkanmış ipek verebilen 60 çıkrık vardır.[12]</p>
<p>XVI. yy dan başlayarak ipek üretimi gelişmeye başlamış ancak dokumacılığın çökmesi sonucunda Türkiye XIX.  yy da ham ipek satan bir ülke konumuna gelmiştir. XVII. yy‘ın sonlarına doğru  Batı ile yapılan İran ipeği ticareti nedeni ile İzmir önemli bir merkez durumuna gelerek Halep kentinin  önüne geçmiştir. XVIII. yy’ın ilk yarılarında İran’dan gelen ipek kervanları her yıl İzmir’e 2000 balya dolayında ipek getirmişlerdir. Bu arada  İzmir yerli olarak üretilen ipek için de önemli bir ihraç limanı durumuna gelmiştir. XVIII.yy da ihracat yapılan başlıca ülkeler Fransa ve İngiltere’dir. XVIII yy başlarında İran’da ortaya çıkan iç karışıklıklar ve Osmanlılar ile çıkan savaşlar nedeni ile ihracat için gerekli ipek Anadolu’da Tokat ve Bursa  yöresinden ve Suriye’den sağlanır duruma gelmiştir.[13]</p>
<p>1550-1650 yılları arasında hemen hemen  tüm Avrupa ülkelerinde yaşanan olağanüstü enflasyon Orta ve Uzakdoğu’ya  da hızla yayılmıştır. Bu dönemde  Bursa’da  nominal ücretler ve fiyatlar hızla artmıştır. Bunun sonucunda maliyetlerde hızlı bir artış  ortaya çıkmıştır. Örneğin, ipek boyamacılığında kullanılan çivitin vukiye’si 1579’da 188 akça iken 1653’te 239 akça ve lök’ün vukiyesi 1571’de 53 akça iken 1653’de 94 akça olmuştur. Aşağıda bazı ipek türlerindeki fiyat hareketleri gösterilmiştir. Hesaplamalarda 1548 yılı ortalama fiyatı lodra[14] başına 59 akça olarak alınmış ve fiyatlar buna göre indekslenmiştir.</p>
<p>XIX. yy ın başlarında Bursa’da yılda 31250 kg ipek üretilebilecek kapasitede su ve buhar gücü ile çalışan 14 tane ipek fabrikası vardı.  Bu kuruluşlardaki tezgah sayısı 1000 dolayındaydı.1851 yılında Bursa’nın ipekli ihracatı 3000 kg dolayındaydı. Bu yıllardan Avrupa’dan Türkiye’ye önemli miktarlarda ipekli dokuma gelmeye başlamıştır. Bu gelişmenin bir sonucu olarak Osmanlı pazarı yabancı tüccarların denetimine girmiş ve eskinin canlı dokuma merkezleri dışarıya sadece  hammadde ihraç eder duruma gelmişlerdir. Mordtmann, eski bir ipekçilik merkezi olan Amasya konusunda bilgi verirken her yıl Amasya ve çevresinde 20-25000 kg  ham ipek üretildiğini ve ürünün iyi olduğu yıllarda bu miktarının 30000 kg dolayına yükseldiğini belirtmektedir. Üretimin üçte birinin Diyarbakır, Halep ve Şam’a  işlenmek üzere gönderildiğini  ve bir miktar ham ipeğin de  Avrupa’ya ihraç edildiğini, daha sonraki yıllarda ise ham ipeğin tamamına yakın bir bölümünün yüksek fiyat veren yabancı tüccarlara satıldığını yazmaktadır.[15]</p>
<p>“Birçok senelerden beri, gerek Almanya’dan, gerekse ülkenin diğer taraflarından kozalar Avrupalı tüccarlar tarafından satın alınmaktadır. Bu durum Osmanlı sanayi  bakımdan sakıncalı  ise de, üretici kozayı yabancılara satmakla, Osmanlı esnafına satmaktan daha fazla  kazandığı sürece bunun önüne geçilmez. Bundan  şu anlaşıyor ki, Avrupalı dokumacı, yerli dokumacıdan daha ucuza çalışmaktadır. Bu durum endişe uyandıracak mahiyettedir. Diğer sanayi sektörleri gibi ipek sanayi de  hızlı bir çöküş dönemini idrak etmektedir. Zira yerli  ipek  ağır vergilere tabidir. Mesela Amasya ve Bursa’dan getirilen  dokumalardan %12 nispetinde vergi alınırken, Lyon ve Milano’dan getirilen ipekler için sadece %5 vergi ödenmektedir”[16]</p>
<p>İpekli  sanayinin  çöküşünün nedenleri arasında XVIII.yy da artan ipekli talebi sonucunda ehil olmayan kişilerin ipek dokumacılığına başlamasının kaliteyi düşürmesini sayabiliriz. Özellikle büyük bir  tüketim merkezi olan İstanbul’da dokumacı sayısının artması kalitenin önemli oranda bozulmasına, piyasaya bol miktarda ucuz ve kalitesiz kumaşın sürülmesine neden olmuştur. İstanbul’da XVI.yy  ortalarında 100 dolayında olan dokumacı sayısı kısa bir sürede hızla artarak 300 dolayına yükselmiştir.  Bundan zarar gören  dokumacılar devlete başvurarak önlem almasını istemişler ve ehil olmayan kişilerin bu işi yapmaları engellenmek istenmişse de başarılı olunamamıştır.</p>
<p>Bu sıralarda  özellikle İtalya ve Fransa’da ipekli üretimde önemli gelişmeler olmuş, yerli kumaşa  göre daha hafif ve ucuz olan Şark zevkine göre dokunmuş kumaşlar XVIII.yy dan başlayarak rağbet ve ilgi görmeye başlamıştır. Bu ülkelere bir yandan pazarı ele geçirirken öte yandan  hammadde gereksinimlerini karşılayabilmek için yerli dokumacılarla rekabete girişerek  koza fiyatlarını arttırdılar. Bu rekabete dayanamayan yerli dokumacılar devre dışı kaldılar. Böylece, Avrupa ülkeleri Osmanlı ham ipeğinin başlıca alıcısı durumuna geldiler, fiyatları istedikleri düzeye indirdiler ve bunun sonucunda kozacılık Osmanlı köylüsü için kazanç sağlayıcı bir uğraş olmaktan çıktı.[17]</p>
<p>XIX. yy ikinci yarısındaki ipekçilik alanındaki gelişmeleri Ruzname-i Ceride-i Havadis gazetesinden izlemek olanağı vardır. Gazetenin 23 Cemaziyevvel 1258 (2 Temmuz 1842) tarihli sayısında Londra piyasasında Bursa ipeğinin alıcı bulamamasından söz edilerek ”Fregistandan bu defa alınan haberlere göre her nevi alış veriş durgun ise de ipek ahzü itası dahi kesat olup Bursa ve sair mahallin ipeği makbul iken  alır yo yok imiş. Anın dahi sebebi şu oluyor ki ipeğin çekmesine dikkat olunmayup görünüşte üstü güzel isede içi fena olmağla yani kalın ve düz olmayup karmakarışık bulunduğundan ekseri işe gelmeyor bahası eksilmek şöyle dursun işe tyaramadığından kimse almayor imiş. Geçen sene çıkarılan ceridelerde dahi bildirildiği üzre memaliki İslamiyede  çıkan ipeğin çekisine dikkat olunur yani frengin işine elvirecek gibi içi dışı bir olmak üzre çekilir ise rağbet bulur ve bahası artar” denilmektedir[18]</p>
<p>Aynı gazetenin 5 Zilkade 1279 (4 Nisan 1868)  tarihli sayısında Türkiye’de ipek üretilen yerlerden tohum satın almak için Fransa ve İtalya’dan İstanbul’a 40 kadar tüccarın geldiği yazılıdır.[19]</p>
<p>Amerikan tohumundan pamuk yetiştirenlere sağlanan ayrıcalıkların yeniden dutluk yetiştirenlere de sağlanması konusunda 12 Muharrem 1279 (15 Temmuz 1862) tarihinde bir nizamname yayınlanmıştır.  Buna göre, yeniden yetiştirilen dutluklar üç sene aşar vergisinden muaf tutulmuştur. Dut fidanlarını ekildikleri yıldan başlayarak dördüncü yılı ürün yılı ve bir dönüm dutluk başına kırk okka yaş koza veya dört okka ham ipek itibar olunmuş ve ürün yılından başlayarak üç yıl için her dönüm dutluk başına kırk okka yaş kozanın veya dört okka ham ipeğin aşarından muaf olması karalaştırılmıştır. Ayrıca, saban girmemiş ve işlenmemiş arazide dutluk  yetiştirenlere muafiyete ek olarak elli dönüme kadar yetiştirenlere bakır, yüz dönüm yetiştirenlere gümüş ve beş yüz dönüm yetiştirenlere de altın madalya verileceği ilan edilmiştir.[20]</p>
<p>1857-1862 yılları arasında Bursa’da ipek böceklerine bulaşan Pebrine ve Muscardine gibi salgın hastalıklar ipek üretiminde büyük düşmelere neden oldu. Bursa’da önceleri 600000 kg olan ipek üretimi 1865’te192440 kg düzeyine  ve 4 milyon kg olan  yaş koza üretimi  1865’te 400000 kg düzeyine düştü. Fransa’da Pasteur tarafından bu hastalıkların nedeni bulundu. Fakat  Türkiye bundan yaralanmakta geç kaldı. Bu hastalıkların önlenmesi için  uygulanmaya  çalışılan önlemler yetersiz kaldı.</p>
<p>1888 yılında Bursa’da bir Dar’ül Harir (İpekçilik Enstitüsü) kurulmuş ve başına müdür olarak Fransa’da Montpellier’de tarım öğrenimi görmüş Kevork Torkomyan Efendi getirilmiştir.  Bu kişi müdürlük görevini 1888-1922 yılları arasında 35 yıl süreyle  yürütmüştür. Burada açılan kurslarda 458 Türk, 895 Ermeni,658 Rum, 19 Bulgar ve 2 Musevi olmak üzere toplam 2032 diplomalı böcekçi yetiştirilmiştir. Bunlar arasında Ermeni olan 95 kadın ve kız vardır.[21]<br />
XIX . YY&#8217;DA BURSA&#8217;DA  FABRİKALAŞMA</p>
<p>Bursa’da ipek üretimindeki yenilik ve üretimi arttırma çabaları 1835-1865 yılları arasında  ortaya çıktı. Fabrikada ipek üretiminin Lyon’da ilk kez ortaya çıkışından on yıl  gibi kısa bir süre sonra Bursa’da  uygulamaya başlanması ilgi çekicidir.  Bursa’da fabrika sayısı ve bükülmüş ipek üretimi 1858-1862 yılları arasında doruk noktasına ulaşmıştır. Pebrine adı verilen ipekböceği hastalığının Anadolu’da yayılması ve Japon ipeklerinin rekabeti sonucunda ortaya çıkan gerileme yirmi yıl sürmüştür.[22]</p>
<p>Jacquard tarafından bulunan dokuma tezgahının Fransa’da yaygınlaşması ve XIX.yy ilk on yılında ipek dokumacılığında kullanılmaya başlanması gibi gelişmelerin yanında ipekli ürünlere duyulan talebin artması Anadolu’da ipek üretimini etkileyen iki büyük değişmeye neden olmuştur. Bunlardan birincisinin nedeni, yeni tezgahların standart nitelikte ipek ipliğine gerek duyması ve elle makaralanan ipek ipliğinin büyük bir bölümünün bu nitelikte olmamasıydı. İkinci olarak artan ipek gereksinimini sağlamak amacı ile özellikle Fransız tüccarlar makaralanmış ipek üretimini arttırmak için girişimlerde bulunmuşlardır.  Bu etkenler buhar gücü kullanılarak ipek çekmenin 1824 yılında Lyon’da bulunmasına, gereksiz kayıpları azaltacak yöntemlerin uygulanmasına ve gerekli  hammaddenin uygun fiyatla dışardan sağlanması için  çaba gösterilmesine neden olmuştur.</p>
<p>Buhar gücü  kullanarak makaralamanın Lyon’da bulunuşundan sadece 11 yıl sonra 1835’te İsmet Paşa adındaki birinin Bursa’daki fabrikalarında buhar gücü kullanarak ipek çekme yapıldığından söz edilmektedir. Bazı kaynaklar ilk fabrikanın Taşcıyan Efendi ile ortaklık kuran Falkeisen tarafından kurulduğunu belirtmektedir. Burada önemli olan ipek çekme konusundaki bu teknolojik yeniliğin on yıl gibi kısa bir süre içinde Fransa’nın Lyon kentinden Anadolu’nun</p>
<p>İpek fabrikaları anorganik güç kullanıyorlardı. Bunların bir bölümü buharla ve Mustafa Nuri Paşa tarafından kurulan fabrikada olduğu gibi bir bölümü de su gücü  ile çalışıyordu. Buharla çalışan  ipek fabrikaları Fransız sistemi kullanırken, su gücü ile çekme ve bükme yöntemleri XVII.yy’ın sonlarında ilk kez Piedmont’ta geliştirilmiş olan alla piedmontese  yöntemine benzemekteydi. Bursa’daki çeşitli fabrikalarda bunların yanında yeni ipek çekme tekniğinde değişik yöntemler de kullanılmaktaydı.[23]</p>
<p>Kozaların ıslatıldığı ve çekme sırasında döndürüldüğü makaralama tavaları içindeki suyun ısıtılması ve her tavanın arkasında sıralanmış bulunan makaraların döndürülmesi için güç kullanımı gerekliydi. Tavalardaki suyun sıcaklığının sürekli olarak aynı kalmasının sağlanması çok önemli idi. Bu işlem, çok sayıdaki büyük tava için en etkili biçimde ortak bir boru sistemi ile sağlanabilirdi. Tavaların ısıtılmasında ve mancınıkların  döndürülmesinde insan gücü yerine  anorganik enerji geçmişti. Eski sisteme göre, tepme mancınık veya el mancınığı ile bir işçi tek başına çalışırdı. Çekme yapan kişi ipeği kozadan makaraya(cırcırlara) saraken el ve ayağını kullanarak makarayı döndürürdü. Bu nedenle bu yöntem evlerde  uygulanmaya  uygundu.</p>
<p>Mancınıkların buharla çalıştırılmasına dayanan yeni  teknoloji ipek çekme ve bükme işlemini evlerden çıkartarak fabrikaların çatısı altında topladı. Bir buhar makinesi 10-20 tavayı çalıştırıyordu. Ve en küçük ipek  fabrikası 10 tava  ile 10 mancınıktan oluşuyordu. Hümayun İpek Fabrikası gibi büyük fabrikalarda bir çatı altında 80 makara  çalıştırılıyordu. Genellikle, Hümayun İpek Fabrikası ve Sarim Manass Eterprise gibi  tek bir şirket Bursa’nın çeşitli bölgelerinde birden fazla fabrika çalıştırıyordu. İlk Hümayun İpek Fabrikası Sultan Abdülmecid tarafından H.12681852) yılında ilimboz fabrika bölgesinin merkezi olan Çınardibi’nde açılmıştır. İkinci ise bir yıl sonra kentin öbür yakasındaki Gökdere’nin üst kıyısında Namazgah bölgesinde açıldı.</p>
<p>Bu dönemde fabrikalarda makara başına işçi sayısının 1,9-2,2 arasında değişmektedir. Bu değer ortalama olarak 2 alındığında en küçük ipek fabrikasında bile en az 20  işçinin çalıştığı  görülmektedir. Hümayun İpek Fabrikası, Düzoğlu veya Manass Şirketi gibi büyük kuruluşlardaki işçi sayısı 350 dolayına kadar çıkmaktaydı.</p>
<p>Bursa’da 1850’lerin başlarında yalnız buharla çalışan ipek fabrikalarındaki toplam işçi sayısı 1700 dolayındaydı. Bu sayı 1850’lerin ortalarında 3800 dolayına yükselmiştir.</p>
<p>Fabrikalarda  belirli bir iş bölümü vardı. Her ipek fabrikasında işin makineye ilişkin yönleri  üzerinde bilgili olan bir yönetici bulunurdu. Gene her fabrikada makaraların çalışmasını denetleyen bir veya daha fazla sayıda baş makaralayıcı vardı. Bazı ipek fabrikalarında, işçi kadınların eğitimi ve gözetimi işlerinde Avrupalı kadınlar ve makinelerin bakımı için  Avrupalı ustabaşılar çalıştırılmakta idi.  Bununla beraber , Manass ve Brotte fabrikaları gibi birçok kuruluşta başlangıçtan itibaren o bölgenin kadınları kalfalık görevini üstlenmiştir ve bir çok başka kuruluşta da yalnız başlangıçta bir süre yabancılardan yararlanılmıştır. İşçiler beceri ve  görevlerine göre sınıflandırılıyorlardı. Makaralayıcılar sarıcılardan, sarıcılar da  ayırıcılardan daha yüksek ücret alıyorlardı. Fabrika sahipleri işçilerin beklenmedik bir anda bir fabrikadan ötekine geçişlerini ve ücretlerini tezkere sistemi ile denetliyorlardı. Her işçi fabrikada  kadrolu olarak çalışıyor ve ancak tezkere alabilirse başka bir fabrikaya geçebiliyordu. Bu yöntem, fabrika sahiplerinin aralarında anlaşarak ücretleri denetlemelerini de  sağlıyordu.[24]</p>
<p>Önemli bir nokta, üretim sürecinin yalnız çekme ve makaralama ilişkin bir bölümünün makineleşmiş olmasıdır. Yeni yumurta cinslerinin ithali, ipekböceği hastalıklarına karşı alınan önlemler gibi ilerlemeyi sağlayan adımlar 1850’li yılların başında atılmış olmakla birlikte bunların hiçbiri ipek fabrikalarının kurulmasına kadar başarılı  ve etkili olmamıştır.<!--more--></p>
<p>Bursa’da yalnızca makaralamanın makineleşmiş olmasını nedeni Avrupa2daki ipek  üretim teknolojisine büyük oranda bağlıdır. Türkiye’de olduğu gibi  Fransa’da da  yalnızca makaralama makineleştirilmiştir. İpekli kumaşın dokunması gibi makaralamanın ardından gelen işlemlerin makineleşmesi konusundaki değişimler ancak 1880’lerde ortaya çıktı. O yıllarda Bursa’nın Avrupa ile olan ticaretini bir dizi yeni ekonomik öge yönetiyordu. Yatırım yapan yabancıların yenilikleri sadece kendi ülkelerine gönderilen hammaddenin hazırlanışı ile sınırlandırmaları ve üretimin öteki bütün aşamalarını kendi ülkelerinde gerçekleştirme yönündeki çalışmaları bu öğelerin en önemlilerinden biriydi.</p>
<p>Bursa’daki müslüman,  ve yabancı tüccarların Tanzimat Dönemi başlarında ipekçilik alanında Avrupa’daki teknolojik gelişmelerden haberi vardı. Bu yenilikleri 1835-1865 döneminde çekilmiş ipeğin nitelik ve niceliğini arttırmak için Bursa’nın koşullarına uygun bir biçime getirerek uyguladılar. Bol su kaynakları ve çağlayan  için gerekli eğim Bursa’da kolaylıkla bulunuyordu. Bursa’da Ulucami yöresindeki eski iş merkezlerinin dışında biri Gökdere ve öteki de Cilimboz deresi kıyılarında bulunan iki tane yoğun sanayi alanı oluşmuştur.</p>
<p>1863 yılında İstanbul’da Sultanahmet’te açılan “Sergi-i Umumi-i Osmani” de teşhir edilen ürünler   konusunda Journal de Constantinople adlı dergide  bir dizi yazı çıkmıştır. Bu yazılarda ipekçiliğe önemli bir yer ayrılmış, sergide teşhir edilen çeşitli yerlerden gelmiş ipeklerin tanımları yapılarak takdir edilen fiyatlar belirtilmiştir. Başlıca üretim merkezlerinin Rumeli’de Manastır, Tırnova, Selanik ve Edirne gibi kentler ve yöreleri, Anadolu’da ise İstanbul, İzmir, Bilecik, Kütahya, Bursa gibi kentler ve civar köyleri olduğu görülmektedir. Ayrıca Rumeli’de tohumdan yetiştirilen yabani dut filizlerinin ipekböceğine yedirildiği, en kaliteli dutların Bursa’nın Demirdeş köyünde yetiştiği ve Bursalı kadınların böcekler çıkıncaya kadar yumurtaları koyunlarında taşıdıkları gibi konulardan söz edilmektedir. Bursa’dan gelen çeşitli renklere boyanmış ipek çilelerinin dirhemi 40 para yani okkası 400 kuruş ve kilogramının 72 frank, Manastır’ın beyaz çilelerinin dirheminin 50 para ve Edirne’nin kiraz kırmızısı veya güzel sarı renkteki yıkanmamış ipek çilelerinin dirheminin 31 para yani kilogramının 65 frank 25 santim olarak fiyatlandırılmış olduklarını öğreniyoruz. Yazıldığına göre, Rumeli’de  el  emeği pahalıdır ve genellikle yeterli işçi bulunamamaktadır. Bu bölgede ipekböceklerinin bakımı için genellikle  Bulgarlar uğraşmaktadır. Bunlar her yıl 400-500 kişilik kadınlı erkekli gruplar halinde  gelerek ipekböceği bakımı ile uğraşırlar. Yiyecek dışında  erkekler 5-8 kuruş ve kadınlar 2 kuruş alırlar. Edirne 1852 yılında Fransa’ya ihraç edilmek üzere 5 milyon frank değerinde 59000 okka (yaklaşık olarak 74000 kg) ipek üretirken bu miktar 1856 yılında iki katını aşmıştır. Ayrıca, 1856’da ilk kez Marsilya’ya 750kg ipekböceği tohumu ihraç edilmiş ve bu miktar 1858’de 10000kg dolayına yükselmiştir. Bir okka tohumun ortalama fiyatı 1200 kuruş dolayındadır.[25]<br />
DİYARBAKIR&#8217;DA İPEKÇİLİK</p>
<p>Diyarbakır bölgesi iklim koşulları bakımından ipekböceciliğine çok uygundur. Bu bölgede ipekçiliğin geçmişi VI. yy’da Bizans İmparatoru Justinien’in girişimlerine kadar uzanır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde 1908-1909 yıllarında Osmanlı imparatorluğunun yaş koza üretiminin günümüzdeki Türkiye sınırları içine düşeni 9000 ton civarında olup, bunun üçte biri Diyarbakır ve çevresinde üretiliyordu Bunun yanında, İran ve  Kafkasya’ya önemli oranda tohum da  ihraç  ediliyordu. 1910-1914 döneminde Diyarbakır’da bin dolayında ipekli dokuma tezgahı vardı. Birinci Dünya Savaşı sırasındaki.  göçler ve özellikle ipekçilik ile uğraşan azınlıkların göçleri sonucunda ipekçilik çökmüştür.1914-1934 arasında  Diyarbakır’ın yurtiçi ulaşımının çok güç olması ve  demiryolunun bulunmaması üretimin pazara ulaşmasını engellemiş  ve düşen fiyatlar karşısında ipekçiliğin bırakılmasına neden olmuştur.[26] Birinci  Dünya Savaşı sırasında tahrip edilen dutlukların son kalıntıları da kesilerek bunların yerine sebze bahçeleri kurulmuştur. Diyarbakır’daki ipek fiyatları  Bursa’ya göre 1944’de %37,5 ve 1947’de %30 oranında daha düşüktür.</p>
<p>1930 yılında Diyarbakır’da Tarım Bakanlığı tarafından “Bölge İpek Böcekçiliği İslah İstasyonu” açılmıştır. Bu istasyon 1327 (1911-12) de Gümüşhane’de kurulmuş, iki yıl sonra 1329 (1913-14) de Elazığ’a taşınmış ve bir yıl sonra da kapanmıştır. 1923 yılında tekrar Elazığ’da açılmıştır.ve 1930’da Diyarbakır’a taşınmıştır.[27]</p>
<p>Türkiye’de 1913 yılında Kars ve Ardahan dışındaki milli sınırlar içinde 8 148 760 kg yaş koza elde edilmiştir. Savaşlar nedeni ile bu miktar 1921’de 300 000 kg düzeyine düşmüş, daha sonra yavaş yavaş artarak 1928’de 1 872 752 kg düzeyine ulaşmıştır.</p>
<p>Yurdumuzda üretilen ipeğin  büyük bir kısmı 1970’li yıllara kadar kuru koza olarak ihraç edilmekte idi. Ancak bu yıllardan  sonra Kozabirlik filatür tesislerinin kurulması ile kaliteli  ipek çekilebilmiş ve kuru koza ihracatı durmuştur. Yine aynı yıllarda ipek halı ihracatının artması ile, ipek  üretimini arttırmıştır.[28]</p>
<p>ÜLKEMİZDE ŞU ANDAKİ İPEK MALZEME ÜRETİMİ</p>
<p>Geçmişte iyi kalite ile üretilen ipekli el dokumaları, Bugün Alanya Kalesi’nde turistik amaç için dokunan, ipekli el dokuması diye satılan kötü kozalardan çekilen ipek liflerinin çözgü olarak kullanılıp, atkı olarak floş ipliği kullanılarak üretilmesi şeklinde yer değiştirmektedir.[29]</p>
<p>İPEĞİN, İPEK BÖCEĞİ CİNSLERİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI<br />
DUT İPEĞİ</p>
<p>Dişi  ipekböceği 350-400 dolayında yumurta yumurtlar. Yumurtalardan 20-25 C0 de 8-12 günde kurtçuklar  çıkar. Boyları 2-3mm ve ağırlıkları 5mg dolayında olan bu kurtçuklar 20-30 gün boyunca günde beş öğün dut yaprağı yiyerek büyürler.  5-9 cm boyunda tırtıl olurlar.  Bu durumda tırtıl, yetiştiricisi  tarafından hazırlanmış yerlerde (teller, çubuklar, dallar gibi) kozasını   örmeye başlar. Bedenindeki iki salgı bezinden hava  ile temas ettiğinde iplik haline  dönüşen sıvı salgılar. Aynı zamanda bu iplikleri bir arada tutacak yapışkan bir  madde de  salgılanır.</p>
<p>Örme sırasında tırtıl, sekiz sayısına benzer hareketler yaparak 3,5 km uzunluğundaki iplikleri  yaklaşık iki gün içinde bir koruyucu(koza) haline dönüştürür. Kozanın içinde bulunan tırtıl, 3-4 gün içinde önce krizalit sonra da  kelebek haline dönüşür. Kozaya girdikten 20  gün sonra kelebek dışarı  çıkar.[30]</p>
<p>Krizalit zarını patlatan kelebek, kozanın iç yüzüne baskı  yaparak  berrak bir sıvı salgılar ve ipek yapıştırıcısının erimesini sağlar. Bu şekilde iplik halkaları gevşer ve kelebek bir iki saat  içinde dışarıya çıkar. Serbest kalan kelebekler çiftleşir ve dişiler  200 ile 400 arasında yumurta bırakır.[31]</p>
<p>Yetiştirmek için kullanılmayan  kozalar, koza oluşumundan hemen sonra ipek çekim fabrikalarına  götürülür. Kaynar su bulunan kaplarda krizalitler öldürülür. Bu sırada kozadaki iplikleri birbirine yapıştıran madde yumuşar, hareket halinde  bulunan fırçalar iplik ucunu yakalar ve kozadan ipliği çözerler. Kozanın ilk örülen dış kısmı, iç kısmına oranla daha düzensiz bir yapıdadır. Bu nedenle  iç kısımlardan elde edilen lifler daha kalitelidir.[32]</p>
<p>TUSSAH İPEĞİ ( YABANİ İPEK)</p>
<p>Yabani ipek böceklerinden de ipek elde edilebilir. Bunlar arsında en tanınmışı Çin ve Japonya’da  yaşayan Tussah yada Meşe yaprağı ipek böceğidir.[33]</p>
<p>Tussah böceği, dut böceği gibi yapıştırıcı ile  birleşen iki  iplik değil, yapıştırıcı ile karışmış olan ve hava ile temas ettiğinde sertleşen iki iplik salgılar. Bu nedenle bu karışımdan yapıştırıcı tamamen yok edilememektedir. Bu tür ipliklerden üretilen ürünler genelde biraz serttir ve düzgün bir şekilde boyanamazlar, bu nedenle de değerleri daha düşüktür. Honan ve Şantung ipekleri Tussah böceğinin ipekleridir. Honan ipeği Şantung ipeğinden daha düzgündür.</p>
<p>İPEĞİN LİF UZUNLUĞUNA GÖRE SINIFLANDIRILMASI</p>
<p>ÇIKRIK İPEĞİ</p>
<p>İpeğin kozadan  çekilmesi sırasında dış yüzeyde bulunan çok sayıda ve karmaşık tutunma ipliklerinden sonra orta kısımdaki  yaklaşık 1.000 m  uzunluğundaki değerli ipeğe ulaşır. Buna çıkrık veya çile ipeği denir. Genelde bir çok  koza  aynı anda çözülür. Henüz yumuşak halde bulunan ipek zamkı ise bu lifleri birleştirir.</p>
<p>SAP İPEĞİ</p>
<p>Kozanın dış yüzeyindeki iplikleri ile birbirine yapışmış olan koza iç yüzey ipliği atık iplik çekme fabrikalarında işlenir ve elde edilen ipliklere şap ipeği denir. (örneğin dikiş  ipeği gibi)<br />
BURET İPEĞİ</p>
<p>Şap ipeğinin elde edilmesi sırasında ortaya çıkan atık maddeler ise şap ipeğinden  daha az değerli olan buret ipeğinin elde edilmesinde   kullanılır.</p>
<p>PARÇA İPEĞİ</p>
<p>Kozanın dışındaki tutunma iplikleri işlenerek parça ipeği elde edilir.</p>
<p>İPEĞİN TERBİYE İŞLEMİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI</p>
<p>İpek kozalarından ipeği çekmeden  önce kozaların ipekböceği tipine, büyüklüklerine, ve elde edildikleri bölgelerine göre dikkat ile ayrılmaları gereklidir. Kozadan ipeğin çekilmesi, yani ham ipeğin elde edilmesinde, kozalar önce kaynatılır. Kaynatma işleminde, sıcaklık  ve zaman çok önemlidir. Genellikle, sürekli çalışan bir pişiricide işlemin ortasında kozalara soğuk su püskürtülür. Soğuk su buharın kozada yoğunlaşmasına ve bunun sonucunda suyun kozaya girerek kozanın hemen tümünü doldurmasına neden olur. Kaynatma işleminden sonra kozalar fırçalanır ve çıkan uçlar alınıp birleştirilerek porselen gaytlardan geçirilir.[34]</p>
<p>Dünyanın hemen her yöresinde ham ipek birbirine oldukça benzeyen el mancınıkları ile çekilmiştir. Bursa’daki  son örneklerine göre bunların iki temel bölümü vardır. Birinci bölüm kozaların yumuşatılmasına yarayan  su kazanı ve ikinci bölüm de sağılan tellerin toplandığı çarktır.(Şekil 60-). Yumuşatma tavaları (kazanları), 60-70 cm yükseklikte, topraktan yapılmış bir ocağın üstünde bulunmaktadır.  Bu ocaklar çoğunlukla  avluda yapılmışlardır ve ev ocakları gibi duvar içinde değildir Bu ocağın bir yanına oturan  işçi, kazanda kaynamakta olan suyun içine kozaları atmakta ve elindeki bir sopa ile bunları karıştırmaktadır. Yeterli oranda yumuşayan kozaların kamçıbaşları  sopanın üstüne geldikçe işçi tarafından yakalanmakta ve asıl teller çıkarılmaktadır. Bundan sonra, 15-20 kozanın teli bir araya getirilerek, kazanın hemen kenarında bulunan bir çivinin kıvrık halkasından geçirilerek, gene kazanın bir kenarında yukarı doğru uzatılmış olan iki sopanın arasına konulan bir tahtanın üzerindeki iki makaradan dolaştırıldıktan sonra, ocağın yakınındaki bir çarka bağlanmaktadır. İşçi, bir yandan kozaların uçlarını bulurken ve kopan kozaların yerine yenilerini eklerken, bir yandan da çarka bağlı olan bir tahtanın üzerine (pedala)  devamlı olarak basmaktadır. Bu tahta, bıçak bileyicilerin çarklarını çevirmek için bir ayakları ile bastıkları oynak tahta parçasının aynıdır. Tepme mancınıkta, çarkın döndürülmesi bu biçimde olmaktadır. Bu mancınıklara, sürekli ayak ile itildiği için tepme mancınık  adı verilmektedir.[35]</p>
<p>Çoğu kez bir evde  bir veya iki mancınık kullanıldığından bunlar avluda açıkta yapılmaktadır. Yağışlı havalarda   saçakların altında  yapılmaktadır. Bir çok mancınık bir arada çalıştırılamadığından büyük çalışma  odaları hazırlamak masraflı görülmüştür. Kapalı bir odada çalıştırılmaları zararlı olmaktadır. Sıcak su içindeki kozalar kötü bir koku saldıklarından kapalı bir ortamda buna dayanmak oldukça zordur. Açık havada bu mancınıklarda çalışmak o kadar yorucu olmamakla birlikte kış günleri bir yandan sıcak su ile oynamak öte yandan soğuk  havada çalışmak  çalışan kişi için oldukça yorucu ve tehlikelidir.</p>
<p>1830 yılından sonra ülkemize giren buharlı mancınıklarla tepme mancınıklar beraber çalışmışlardır. Bundan dolayı buharlı mancınıkların  bütün üretimi  yabancı ülkelere gidiyordu. 1870’li yıllarda Orta Anadolu’da  ipekli halılar dokumak için yeni bir istek uyanmış, Kayseri bu iş için merkez olmuştur. İpekli halılar için gerekli olan hammadde en iyi biçimde tepme  mancınıklardan elde edilmiştir. Halı  ipeği yapmak için tepme mancınıktan alınan ipek üç katlı bükülür ve pürüzler alındıktan sonra tekrar tekrar katlanırdı  Bu tarihlerde bu ipekli halıların  en büyük alıcısı da Amerikalılardı. Ama  kalitenin yanlış kullanılması neticesinde bu Pazar bir süre sonra kaybedildi.[36]</p>
<p>HAM İPEK</p>
<p>Çıkrıktan çıkarılan ham ipek liflerin yapısında bulunan yapıştırıcı maddelerin etkisi ile sert ve mattır. Öte yandan ipek ipliklerinin ve kumaşların en önemliği özelliği parlaklık ve yumuşaklıktır. Ham ipeğe bu özellikleri verebilmek için bunların pişirilmesi  gerekmektedir.</p>
<p>PİŞİRİLMİŞ İPEK</p>
<p>İçindeki krizaliti sıcak su veya  sıcak hava ile öldürülen kozalar ılık suda yumuşamaya  bırakılır. Floş adı verilen kozanın üst kısmındaki kaba lifçikler yumuşayarak çözünür. Serisinin giderilmesi için ipeğin pişirilmesi adı verilen zamk çıkarma işlemi uygulanır.</p>
<p>İpeğin yapısında bulunan yapıştırıcı madde, ipeğin sabunlu suda  kaynatılması ile  liflerden arındırılır. Bu işlem genellikle dokunmuş ipliklere uygulanır. Pişirilmiş ipek beyaz ve yumuşaktır, boya tutma özelliği  ise iyidir. Ham ipek pişirildikten sonra ağırlığının dörtte birini  kaybeder.<br />
AĞIRLAŞTIRILMIŞ İPEK</p>
<p>Ağırlığının dörtte birini kaybeden ipeğe, kullanım amacına göre,bu ağırlık metal tuzları emdirilerek yeniden kazandırılır. Bu işleme ipeğin ağırlaştırılması denir.[37] Ancak metal tuzları ile  çok fazla ağırlaştırılma yapılırsa ipek kırılgan bir hale gelir. Bu nedenle günümüzde ağırlaştırma işleminde yapay reçineler kullanılır.</p>
<p>İPEK LİFLERİNİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ</p>
<p>İpek filamentinin dış yüzeyi serisin adı verilen yapışkan bir madde ile kaplıdır. İç kısım ise fibroin’den oluşmuştur. Dış yüzeyindeki serisin katılık ve donukluk verir. Bunun uzaklaştırılması sonucunda ipek parlak ve yumuşak  olur. Serisini alınmamış ipeğe ham ipek denir. Serisin ve fibroin  birer proteindir. Fibroinde yünün aksine sistin bulunmadığından yapısında kükürt  yoktur. Serisin (ipek zamkı) ham ipeğin  ağrılığının  dörtte birini oluşturur. Fibroin amfoter bir özellik gösterir. Ham ipeğin ortalama bileşimi %62-67 fibroin; %22-25 serisin; %10-11 su; %0,5-1 yağ ve %1-1,4 anorganik ve boyarmaddelerdir.[38]</p>
<p>LİF İNCELİĞİ<br />
İpek elyafın inceliği denier (denye) ile belirtilir. 9000 m ipeğin gram cinsinden ağırlığı 1 denier’dir. Buna göre, uzunluğu L metre ve ağırlığı W gram olan bir ipeğin denier’si</p>
<p>Denier = 9000 X  W  gram</p>
<p>L<br />
İpek  doğada bulunan  en ince liftir,inceliği 1-4 dtex’tir</p>
<p>KIVRIM<br />
İpek lifi kıvrımsız ve düzdür</p>
<p>RENK</p>
<p>Pişirilmemiş ham ipek genelde sarı renktedir.</p>
<p>Pişirilmiş ipek ise duru beyazdır</p>
<p>Yabani ipekler bej, kızıl, yeşil, kahve renkli olabilir.</p>
<p>PARLAKLIK</p>
<p>Ham ve yabani ipek üzerinde bulunan ipek tutkalı nedeni ile mat ve solgundur</p>
<p>Pişirilmiş çıkrık ipeği ise çok güzel bir parlaklığı vardır</p>
<p>Buret ipeğinde kısa lifler kullanıldığından, mattır.</p>
<p>NEM ÇEKME ÖZELLİĞİ</p>
<p>Pişirilmiş ipek kendi ağırlığının %25’i kadar  nem çeker ve bu ıslaklık yine de hissedilmez.</p>
<p>BURUŞMA ÖZELLİĞİ</p>
<p>Pişirilmiş ipek çok esnektir ve buruşmaz. Kendine has  bir döküme sahiptir</p>
<p>Fazla  ağırlaştırılmış ipek çok buruşur ve pili yerleri kırılabilir.</p>
<p>HAŞERELERE KARŞI KORUNMA VE KÜFLENME</p>
<p>Çok kirlenmedikçe bu lif türü olumsuz yönde etkilenmez</p>
<p>TER HASSASLIĞI</p>
<p>Bu lif tere karşı  çok hassastır. Bu nedenle elbiseler ya çok bol kesilmelidir(kimono ve benzeri) ya d ter emici yüzeyler eklenmelidir.</p>
<p>IŞIK HASSASLIĞI</p>
<p>İpek ışığa karşı çok hassastır, kırılır ve rengi atabilir.</p>
<p>KOPMA DAYANIKLIĞI</p>
<p>Lifleri çok ince olmasına karşın, çıkrık ipeği çok dayanıklıdır. Yaş kopma dayanıklığı kuru kopma dayanıklığından %10 kadar daha azdır.</p>
<p>SÜRTÜNME VE AŞINMA SAĞLAMLIĞI</p>
<p>İpek çok kaygan olduğundan lifler sürtünme ve aşınmaya karşı çok dayanıklıdır.</p>
<p>ISI TUTMA ÖZELLİĞİ</p>
<p>Düz bir protein lifi olan ipek iyi bir yalıtıcıdır. Kışın sıcak, yazın serin tutar.[39]</p>
<p>DOĞAL LİFLERİN YAPILARI</p>
<p>DOĞAL LİFLERİN ÖZELLİKLERİ VE KULLANIMI</p>
<p>İPEĞİN EĞRİLMESİ<br />
Kozadan elde edilen ipek dokuma ve dikiş için uygun olmadığından büküm verilerek ikiye katlanır. Filament sayısı veya büküm biçimine göre çeşitli ipek iplikleri vardır.</p>
<p>İBRİŞİM; İki, üç veya daha çok sayıda ipliğin cm’de 1-2 büküm olacak biçimde hafifçe bükülmesi ile elde edilir.</p>
<p>KREP; çok bükümlü ipliktir, cm’de büküm  sayıs 4 iplik  için 25, 3 iplik için 30 ve 2 iplik için 40’dır.</p>
<p>ORGANZE, İki kez bükülmüş ipliktir. Kozadan elde edilen filament 16-20 kez sola  bükülür. Bu ipliklerin iki veya üç tanesi katlanarak 12-14 kez sağa bükülür. Bu tür iplikler atkı olarak  kullanılır.</p>
<p>HEREKE HALILARI</p>
<p>BÖLGENİN COĞRAFİK KONUMU</p>
<p>Hereke yerleşim birimi olarak Marmara bölgesinin Kocaeli sınırları içinde kalmaktadır. Yaklaşık 15.000 nüfusa sahiptir. Hereke’nin ilk kuruluş yeri bugünkü Hereke’nin 5km kuzeyindeki eski Hereke köyüdür. Arazi tarıma elverişli olmadığı için genel uğraşı alanı halıcılık ve endüstridir. Hereke’nin İstanbul’a 60km uzaklıkta olması bu bölge için önemli bir avantajdır.</p>
<p>HALICILIĞIN TARİHÇESİ</p>
<p>Hereke’de ev  kadınlarının %80’i halı dokumaktadırlar. Başlangıçta Sümerbank Halıcılık hesabına sürdürülen bu sosyal uğraşı, giderek bireyselliğe dönüşmüş ve her aile kendi hesabına halı dokumaya başlamıştır. Bugün bu uğraşı  gittikçe azalmaktadır. Sümerbank atelye sistemi ile çalıştığı ve mekan oldukça  geniş olduğu için büyük ebatlı halılar burada yapılmaktadır. Hereke fabrikası mensuplarının konut ihtiyacını karşılamak üzere şu anda 190 adet hizmet birimi vardır. Bu evlerde oturanlar çok az kira öderler. Su, elektrik ihtiyacı ve sosyal hizmetler,  tamirat giderleri müessese tarafından karşılanır.</p>
<p>Diğer bazı özel kuruluşlar ve evlerde sürdürülen çalışmalarda  ipek halı üretimi yapılmaktadır.</p>
<p>Hereke fabrikası 1843 yılında özel bir kuruluş olarak 50  adet pamuklu ve 25 adet  ipekli dokuma tezgahı ile üretime başlamıştır. Sultan  Abdülmecit zamanında kurulan fabrikanın inşaat giderlerini, Serasker Rıza Paşa’nın da bilgileri çerçevesinde  İzmit fabrikası karşılamıştır. Fabrikanın kuruluşunda ”İzmit Fabrikası” müteahhitlerinden   Ohannes ve Bogos Dadyan Biraderlerin görevlendirdiği çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir.[40]. Aynı tarihlerde kurulan  Feshane ve Bakırköy fabrikaları askeri amaçlar için kurulmuştur.</p>
<p>1845 yılında Padişah  Abdülmecit,  Dalyan biraderlerin Hereke’ de bir fabrika kurarak kendi nam v hesaplarına çalıştırdıkları haberini alır. İzmit’e gitme bahanesi ile yanında Seraske Rıza Paşa’da olduğu halde deniz yolu ile Hereke’ye gelir,  Rıza Paşa’ya  burasının ne olduğunu sorar. O da sahipleri tarafından 1843 yılında Padişah namına bir fabrika kurulduğunu  söyler. Bunun üzerine 1845 yılında aşağıdaki belgede de sözü edildiği gibi fabrika Padişah Abdülmecit adına tescil edilir.[41]</p>
<p>Üretim başlıca dört kısımdan oluşuyordu.</p>
<p>1-Şark desenlerini içeren ipekli döşemelik kumaşlar.</p>
<p>2- Lyon fabrikalarının (Fransa) nakış ve süsleme unsurlarını taşıyan ipekli kumaş ve kadifeler.</p>
<p>3-Çiçek motifleri ile süslenmiş yeni üretim biçimleri, damas saten ve kordelaları</p>
<p>4-Sarayın   dışında piyasaya yönelik çalışmalar</p>
<p>Hereke’de halı üretimine 1891 yılında sarayın gereksinmesini karşılamak üzere başlanmıştır. Bunun için Demirci ve Gördes’ten ustalar getirtilerek, o zaman  Dolmabahçe sarayında bulunan saraya ait halı atelyelerinde eğitilmişlerdir. Bu ustalar Dolmabahçe Sarayında eğitildikten sonra Hereke’ye alınarak önceleri Demirci ve Gördes tipi halılar  üretilmiştir. Nitekim 1895 yılında Hereke halılarının ününü duyan Alman İmparatoru Wilhelm Türkiye seyahatinde bizzat bu üretimi yerinde  görmek isteyerek Hereke’ye gitmiştir. Bugün Hereke  sahilde bulunan  tarihi köşk Abdül Hamit’in  Yıldız Sarayında  bir gecede yapılarak yerine monte edilmiştir. 1894 yılında fabrika İstanbul’da eski Zabtiye Caddesinde bir satış mağazası açarak üretimini  piyasaya tanıtmaya başlamıştır.</p>
<p>1900 yılında goblen tipi halılar üretilerek Hereke’nin ilk karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Zemini açık renkli diğer bölümleri bordür, köşe ve bordür zeminleri çiçeklerle bezenmiş ilk örnekler Gördes karakteri gösteren ilk numunelerdir.</p>
<p>Hereke fabrikalarında fes üretimine 1905 yılında başlanmıştır.</p>
<p>1900-1910 yılları arasındaki  halı üretiminde kalite oldukça kaba idi. 1X1m2 de 1,5X5 düğüm ilme bulunmaktadır. İpek halıda bu kalite 1m2-12 düğümdür. Ödenen işçilik ücreti ise 1400 düğüme karşılık 1 kuruştur.</p>
<p>Hereke fabrikası 1.6.1935 tarihinde   Sümerbank tarafından kurulan ”Feshane  Mensucat T.A. Şirketi”ne kiralanmış ve kısa bir süre bu şekilde çalıştıktan sonra 1938 yılında (Birleşik yün ipliği ve yünlü dokuma mensucat fabrikaları Türkiye Anonim Şirketi)ne  geçmiştir. Hereke fabrikasında ipekli dokuma (Döşemelik) üretimini 1934 ‘te  kaldırılmış,  battaniye üretimi de  1935’te “Defterdar Fabrikası’na  devredilmiştir.</p>
<p>1945 yılından sonra Halı üretim atelyesi her bakımdan modernleştirilmiş ve tezgah sayısı arttırılmıştır. Bu dönemden itibaren, Zümrüdü Anka, Lalezar, Yedidağın Çiçeği, Erikli olarak kodlanmış desenler bu yöre halıcılığının en son ve en gelişmiş örnekleridir.</p>
<p>DESEN ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğunun en parlak devirlerinde “Saray Halıları”  olarak ortaya çıkan halılarda natüralist çiçek ve yapraklar kullanılmış ve süslemeye büyük önem verilmiştir. Osmanlı Saray Halılarında kullanılan malzeme genellikle yün ve pamuktur Bazen çözgü ve atkı da ipek kullanılmıştır. Bu halılarda desen bakımından zemin ve bordür arasında pek fark yoktur. Halıda zemin, bordür, mihrap, sedef gibi bölümler, belirli zemin renkleri  ile birbirlerinden  ayrılmıştır.  Kullanılan en önemli formlar, hançer yaprakları, rozet çiçekleri, sümbüller, nar çiçekleri, karanfiller, v.s. motiflerdir.</p>
<p>Hereke Halıcılığının kaynağını oluşturan saray halılarının en zengin ve başarılı örnekleri, Kula ve Gördes’te dokunmuştur.</p>
<p>Üretime alınan her halı, 1891-1910 yılları arasında mutlaka belli bir mekan için dokunmuştur. Bundan ötürü, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız-Şale Köşkü,  Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı v.s yapılarda bulunan bazı halılar  bulundukları mekanı tamamen kapatmış durumdadır. Buda üretime alınan bir halının sadece o mekan için dokunduğunu gösterir.</p>
<p>Kompozisyonda iki ana unsur göze çarpar: Bordür ve zemin.Genellikle bordür kalınlığı halı zemininin 1/5 i kadardır. Yani 100cm eninde bir halının 20cm’lik bir bölümünü bordür oluşturmaktadır.</p>
<p>Görünümü zenginleştirmek için bordürlerin her iki yanında içte  ve dışta, genişliği 3 ile 5 cm arasında değişen kenar suları kullanılmaktadır. Buna yörede “ sedef ” ismi verilmektedir. Sedefler , içleri genellikle penç denilen motif birimleri ile süslenir. Sedefler, halıda bordür ve zemini  bağlayan  küçük unsurlardır. Bordür ve zeminde daima farklı renkler kullanılmaktadır. Çünkü her iki bölümde ayrı plandadır.</p>
<p>Son yıllarda yapılan özel sipariş halılarda, müşterilerin istediği numuneler yapılmaktadır.</p>
<p>KOMPOZİSYON</p>
<p>Hereke hallarını görünüm olarak dört grupta toplayabiliriz:</p>
<p>¼ SİMETRİK  HALILAR</p>
<p>“ Madalyonlu” veya  “ göbekli” dediğimiz halı tiplerinde ortaya çıkmaktadır. Yörede dokunmakta olan “Binbir çiçek” ve “Erikli” desenleri bu gruba girmektedir.  Zeminde desenin ¼ ‘ü simetrik olarak dokunmaktadır. Bu gruptaki halılar genellikle büyük ebatlardadır. Bugün bile  büyük ebatlı göbekli veya  madalyonlu halılar büyük salonlar için dokunmaktadır.</p>
<p>½ SİMETRİK HALILAR</p>
<p>Bu gruptaki halıların boyutları genellikle küçüktür. Seccadeler bu grubun en tipik örnekleridir. Zemin deseni dikey eksende bütünü ile simetrik dönüş yapar. Bordür deseni, belirli birimlerin tekrarı ile oluşur. Renk düzeni ve anlayışı değişmez</p>
<p>BİRİM DESENLİ HALILAR</p>
<p>Bunlarda zemin kompozisyonunun, tek bir birim simetrik dönüşümlerle veya yan yana ve üst üste gelmek sureti ile oluşur. Bordürdeki birim motif tekrarı değişmez.”Yedi dağın çiçeği” çok tutulan bir desendir. Bu, genellikle lacivert yada “ochre” rengi fon üzerine işlenir.”Kuşlu Uşak” desenini de bu gruba   örnek gösterebiliriz. Bu halılar istenilen ebatlarda üretilebilir. Çünkü genel boyutu zeminde tekrar eden birim desen yönlendirmektedir.</p>
<p>YEKPARE DESENLİ HALILAR</p>
<p>Bu  gruba giren halılar diğer halılardan ayrı bir yapı özelliği gösterir. Bordür tek bir birimin tekrarı ile oluştuğu halde, zemin bütünü ile tek bir kompozisyondur. Adeta bir resim gibi dokuyucu bir halının bütününde zemin tek bir birim olarak dokunmaktadır. Öteki gruplarda olduğu gibi halının tamamının deseni çıkartılmaz. Grubun özelliğine göre, ¼  kompozisyonu için, zemin ¼’ünün deseni, ½’si için yarısı, birim desenli için tek bir birimin hazırlanması yeterlidir.</p>
<p>EBATLAR</p>
<p>Hereke halısında zamanla boyutların küçüldüğünü görüyoruz. Tabii, bugün dahi dokunan özel boyutlu büyük) halılar hariç boyutların küçülmesinde 3 önemli etken vardır.</p>
<p>1-Halıda kalitenin  1cm2’di düğüm sayısı) yükselmesi.</p>
<p>2-Hereke halıcılığının artık sarayların dışına da taşarak herkese hitap etmesi</p>
<p>3-Özellikle ipek halıların 60X90, 50X70, boyutlarında seccade olarak dokunması.</p>
<p>Hereke halılarında ana renkler lacivert, kırmızı ve bej’dir. Siyah da özellikle sekintilerde çok  kullanılan renkler arasındadır.</p>
<p>Hereke halılarındaki cm/ad düğüm sıklığıdır. 6 düğüm 12 çözgüye karşılıktır. Halının tersinden düğüm sayımı yaparken  iki dik sırayı değil tek sırayı bir düğüm sırası olarak düşünülmesi gerekmektedir. Düğümün bir ayağına  halı içinde gizlenmiş olması uzun süre dayanıklılık açısından bir avantaj olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Hereke halılarında önemli unsurlardan biride  sekinti ve yüzdelerdir. Sekinti herhangi bir motifi ve kompozisyonu çevreleyen çizginin halı desen kağıdı üzerinde kare sistemi ile anlatımıdır. Her tip halıda  sekinti yüzdeleri değişmektedir.</p>
<p>Yetişkin bir dokuyucu günde  ipek halı için ( 10 X 10) kal:4000-5000 düğüm atabilmektedir. Hereke tipi halı üretiminde, Isparta tipi sarma tezgah fazla kullanılmamaktadır. Çünkü sarma tezgahta uzun metraj çözgü bulunduğundan, ince kalite halılarda çözgünün tamamının kısa sürede kullanabilme şansı yoktur. Büyük gerilim, çürüme endişesi ve toz gibi dış olumsuz etkiler sözü edilince halı kalitesinde çözgü bandının kısa sürede bitirilmesini zorunlu hale getirmektedir.</p>
<p>Birim yüzeydeki halı için ayrılan malzemenin hesabında dokuyucunun büyük önemi vardır. Bugün, özel atelyelerde halı dokuyan işçiler o halı için ayrılan malzemenin  %40’ını telef etmektedirler.</p>
<p>Normal olarak 1m2 ipek halı için, 3.5 &#8211; 4kg . İpek ilmelik yeterli olduğu halde bu miktar bazen 5 – 5.5 kg kadar çıkmaktadır. O nedenle işçileri  sürekli denetlemek gerekir.</p>
<p>Halı kalitesinde düğüm sıklığı önemli bir unsurdur. Özellikle dışarıya yapılan imalatlarda sıklık her geçen gün azalmaktadır. Desen hazırlanmasında ve dokuma kolay yolu seçme düşüncesi, halıda kullanılan sekintilerin tamamının siyah olmasını getirmiştir. Bu ise olumsuz bir etkendir. Çünkü bütün motifler siyah sekintili olamaz.</p>
<p>Kullanılan renkler bugün yumuşatılmış ve pastelleştirilmiştir. Hereke’de özellikle son  yıllarda üretim yapılan, ve bazen de (yün-ipek), floş  adı ile yeni bir halı türü ortaya çıkmıştır.Çözgüde  ipek, ilmekte yün kullanılmaktadır. Düğüm kalitesi ise 1cm2 de 8X8 64 olarak tutulmuştur.</p>
<p>HEREKE HALILARINDA KALİTE VE İŞÇİLİK</p>
<p>Türk   Standartları Enstitüsünün 250 ve 251’inci sayılarındaki verilere  göre Hereke yün halıları cm2 deki 36 düğüm adedi ile “Yağcıbedir” ve “Sivas” ile birlikte “Ekstra ince” kaliteye girmektedir. Yetişmiş bir işçi 8 saatlik bir iş gününde onbin düğüm atabilmektedir. 1m2  Hereke yün halıda       360.000 düğüm olduğuna göre 1m2 için  üretim 36 fiili iş gününü gerektirir. İpekli halılarda 1m2’de 1.000 000 düğüm olduğuna göre bu en alt kalitededir.(cm2 de 14X14, 16X16, 18X18 halılarda dokunabilmektedir.</p>
<p>1m2  İPEK HALIDA  KULLANILAN İPLİK MİKTARI</p>
<p>İLME:  28/30 DENYE 3&#215;16 KAT              = 5000GR</p>
<p>ATKI:28/30  DENYE  3&#215;3 VE 3X2 KAT =200GR</p>
<p>ÇÖZGÜ:28/30 DENYE 12X3 KAT          =300GR</p>
<p>1981 değerleri</p>
<p>İPEK HALI ALT ATKI İPLİĞİ TEKNİK ÖZELLİKLERİ                           İSTENEN   FİİLİ</p>
<p>Hammadde cinsi:&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Tabi ipek&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Tabi ipek</p>
<p>Rengi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Beyaz&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Beyaz</p>
<p>Kat adedi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.3 X 6&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;3 X 6</p>
<p>Tek kat denyesi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..28/30 Td&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..26 Td</p>
<p>Tek kat bükümü&#8230;&#8230;&#8230;.500 S tur/Mt&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;546 S tur/Mt.</p>
<p>Katlı denye&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.522 Td&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.468 Td.</p>
<p>Katlı bükümü&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. 450 Z tur/mt&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.441  tur/mt</p>
<p>Mukavemet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.3000 gr&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;1822gr düşük</p>
<p>Elastikiyet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.%20mm&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..%17mm</p>
<p>Çile boyu&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;50-60cm&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;55cm</p>
<p>Çile ağırlığı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.100gr&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..85gr</p>
<p>1981 değerleri</p>
<p>İPEK HALI ALT ÇÖZGÜ  İPLİĞİ TEKNİK ÖZELLİKLERİ      İSTENEN      FİİLİ</p>
<p>Hammadde cinsi:&#8230;&#8230;&#8230;.Saf ipek&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..Saf ipek.</p>
<p>Rengi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..Beyaz&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Beyaz</p>
<p>Kat adedi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;3X12&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..3X6</p>
<p>Tek kat denyesi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.28/30 Td&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;59Td</p>
<p>Tek kat bükümü&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;400  S tur/mt&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;516S tur/mt</p>
<p>Katlı denye&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.1044 Td&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;1062 Td</p>
<p>Katlı bükümü&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..350 Z tur/mt&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..399 Z tur/mt.</p>
<p>Mukavemet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.5000 gr&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..4028gr</p>
<p>Elastikiyet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;%24 mm&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..%17mm</p>
<p>Çile boyu&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.50,60 cm&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.66cm</p>
<p>Çile ağırlığı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.100gr&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..120gr..</p>
<p>1980 Değerleri</p>
<p>İPEK HALININ İLME  İPLİĞİ TEKNİK   ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Hammadde cinsi:&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.  Saf ipek (flatör)</p>
<p>Rengi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Beyaz</p>
<p>Kat adedi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.3X14</p>
<p>Tek kat denyesi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;28/30 Td</p>
<p>Tek kat büküm miktarı yönü&#8230;&#8230;.40 S</p>
<p>Katlı denye&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.1218 Td</p>
<p>Katlı büküm miktarı yönü&#8230;&#8230;&#8230;..120 S</p>
<p>Mukavemet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.5 kg/mt</p>
<p>Elastikiyet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..%18</p>
<p>Çile boyu&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;50,60 cm</p>
<p>Çile ağırlığı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;100 gr</p>
<p>İplik düzgünsüzlükleri olmamalı, serisin maddesinden arınmış olmalı, iplikler çaprazlı bağlanmış olmalı.</p>
<p>ORGANZİNE FLATÜRÜ  TEKNİK TABLOSU</p>
<p>Hammadde cinsi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.:Saf ipek flatür ipeği organzin.</p>
<p>Rengi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..Beyaz</p>
<p>Denyesi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..28 / 80 Denye.</p>
<p>Kat adedi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; &#8230;. 3 Kat.</p>
<p>Tek kat büküm miktarı ve bük yönü&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;500-520 mt / tur Z.</p>
<p>3 kat büküm miktarı ve büküm yönü&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..400 / 420 mt / tur S.</p>
<p>Mukavemet&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;300-320 gr.</p>
<p>Önemli notlar:</p>
<p>·        İpliklerin rengi beyaz olmalı(lekeli olmamalı)</p>
<p>·        Serisin maddesinden tamamen arınmış olmalı.</p>
<p>·        İplik düzgünsüzlükleri bulunmamalı</p>
<p>·        Numara töleransı + &#8211;  3 ten yukarı olmamalı.</p>
<p>·        İpekler çileler halinde olmalı</p>
<p>·        Çilelerin boyu 60 cm olmalı</p>
<p>·        Çile ağırlığı 30 gr dan fazla olmamalı.</p>
<p>SONUÇ,</p>
<p>Kozadan  ipek halıya kadar süreci ele aldığımızda,  oldukça uzun süren ve pahalı  uygulamalar söz konusudur.  İpeğin malzeme olarak pahalı ve değerli bir malzeme olması halıların  değerlerini iyice arttırmaktadır. Günümüzde, Hereke’den yapılan  ipek halıların yerlerine, Kayseri, Zonguldak,  ve diğer illerde yapılan Hereke desenli halılara bırakmıştır.</p>
<p>[1] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.139.</p>
<p>[2] Tekstil Teknolojisi I-II, Milli  Eğitim Basımevi, İstanbul, 1994,  s.71</p>
<p>[3]Tekstil Teknolojisi I-II, Milli  Eğitim Basımevi, İstanbul, 1994,  s.71</p>
<p>[4] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.140</p>
<p>[5] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.141</p>
<p>[6]Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.141</p>
<p>[7] F. Dalsar,”Türk Sanayi ve Ticaret tarihinde Bursa’da İpekçilik”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fak. Yay.,İstanbul,1960, s.444-448</p>
<p>[8] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.142</p>
<p>[9] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.142</p>
<p>[10] F. Dalsar,”Türk Sanayi ve Ticaret tarihinde Bursa’da İpekçilik”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fak. Yay.,İstanbul,1960, s.11-20.</p>
<p>[11] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.152</p>
<p>[12] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.153</p>
<p>[13] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.154</p>
<p>[14] Lodra ipek miktarı için kullanılan ağırlık birimidir. Dirhem olarak karşılığı tatışmalı olmak ile birlikte Bursa kadısı 1 lodra=100 dirhem olarak almaktadır.</p>
<p>[15] R. Önsoy,  “Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayi ve Sanayileşme  Politikası”,Türrkiye İş Bankası Yay., Ankara,1988, s.22-24.</p>
<p>[16] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.156.</p>
<p>[17] R. Önsoy,  “Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayi ve Sanayileşme  Politikası”,Türrkiye İş Bankası Yay., Ankara,1988, s.23.</p>
<p>[18] F. Kurdoğlu,”Türk Ziraat Tarihine  Bir Bakış”,Devlet Basımevi, İstanbul, 1938,s.119-120.</p>
<p>[19] F. Kurdoğlu,”Türk Ziraat Tarihine  Bir Bakış”,Devlet Basımevi, İstanbul, 1938,s.137.</p>
<p>[20] F. Kurdoğlu,”Türk Ziraat Tarihine  Bir Bakış”,Devlet Basımevi, İstanbul, 1938,s.137.</p>
<p>[21] F. Dalsar,”Türk Sanayi ve Ticaret tarihinde Bursa’da İpekçilik”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fak. Yay.,İstanbul,1960, s.427-431.</p>
<p>[22] L. Erder,”Bursa İpek Sanayinde Teknolojik gelişmeler (1835-1865)”, ODTÜ Gelişme Dergisi (1978 Özel Sayısı),s.111-122.</p>
<p>[23] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.160.</p>
<p>[24] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.161.</p>
<p>[25] F. Kurdoğlu,”Türk Ziraat Tarihine  Bir Bakış”,Devlet Basımevi, İstanbul, 1938,s.179-183.</p>
<p>[26] F. Turga,”Kurulacak Şayak Fabrikası Dolayısı ile Diyarbakır Röportajı”, Feshane(Mensucat Meslek Dergisi),1949, s.104-105</p>
<p>[27] A.S. Şimşek,”Koza Hanında bir Saat”,Mensucat Meslek Dergisi,  1954, s.255-256</p>
<p>[28] Feryal Ilgaz-Nuran Kayabaşı;” El  SanatlarındaTarımsal Hammadde  Sorunları”,Kamu ve Özel Kuruluşlarla Orta Öğetimde, Üniversitelerde el Sanatlarına Yaklaşım ve Sorunları Sempozyumu Bildirileri,İzmir,1992, s.246.</p>
<p>[29] [29] Feryal Ilgaz-Nuran Kayabaşı;” El  SanatlarındaTarımsal Hammadde  Sorunları”,Kamu ve Özel Kuruluşlarla Orta Öğetimde, Üniversitelerde el Sanatlarına Yaklaşım ve Sorunları Sempozyumu Bildirileri,İzmir,1992, s.249</p>
<p>[30] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.144</p>
<p>[31] Tekstil Teknolojisi I-II, Milli  Eğitim Basımevi, İstanbul, 1994,  s.75</p>
<p>[32] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.144</p>
<p>[33] Tekstil Teknolojisi I-II, Milli  Eğitim Basımevi, İstanbul, 1994,  s.75</p>
<p>[34] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.145</p>
<p>[35] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.147</p>
<p>[36] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.148</p>
<p>[37] Tekstil Teknolojisi I-II, Milli  Eğitim Basımevi, İstanbul,1994,  s.76</p>
<p>[38] Prof.Dr. Emre Dölen, “Tekstil Tarihi”,İstanbul,1992, s.144</p>
<p>[39] Tekstil Teknolojisi I-II, Milli  Eğitim Basımevi, İstanbul, 1994,  s.79</p>
<p>[40] Hamdi Ünal, “Hereke Halıcılığı”, s.102</p>
<p>[41] “İrade Dahiliye”, N0:5604, Başbakanlık Arşivi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/hereke-ipek-halilari.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞAL BOYA İLE BOYAMACILIK</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/dogal-boya-ile-boyamacilik.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=dogal-boya-ile-boyamacilik</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/dogal-boya-ile-boyamacilik.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2011 10:03:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[Burada verdiğimiz bilgiler Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Lisans üstü programında Sn. Prof. Dr. Neviz Enez’den almış olduğumuz &#8220;Doğalboya&#8221; dersindeki tecrübelere dayanmaktadır. Az çok  her birimiz yaz gelince evlerimizde badana yapmışızdır. Badana  bir çeşit fiziksel boyamadır, gerekli solvent maddeyi hazırladığımızda  boyayı sökebiliriz. Doğal boyama ise kimyasal bir reaksiyonun  sonucunda oluşur, boyar maddeyi sökmemiz imkansızdır. İpek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burada  verdiğimiz bilgiler Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü  Lisans üstü programında Sn. Prof. Dr. Neviz Enez’den almış olduğumuz  &#8220;Doğalboya&#8221; dersindeki tecrübelere dayanmaktadır.</p>
<p>Az  çok  her birimiz yaz gelince evlerimizde badana yapmışızdır. Badana   bir çeşit fiziksel boyamadır, gerekli solvent maddeyi hazırladığımızda   boyayı sökebiliriz. Doğal boyama ise kimyasal bir reaksiyonun  sonucunda  oluşur, boyar maddeyi sökmemiz imkansızdır.</p>
<p>İpek  Boyama; yünden daha narin olduğu için, mordanlama ve boyama esnasında  ısıyı düşürmek gerekiyor, pamuk boyaması esnasında ise çok farklı bir  işleme tabi tutmak gerekiyor.</p>
<p>Su  miktarı; banyo konulan  malzemenin hareket edebileceği bir banyo  olmalı, çok miktarda banyo olunca seyrelme olacak veya çok kısa süreli  bir banyo olmalı.</p>
<p>Boyamada belli bir sıcaklık (100ºC) ve süresi 30-60dk</p>
<p>Boyama üç şekilde olabiliyor, direk boyama, mordanlı boyama, küp boyama.</p>
<p>Bazı bitkiler direk olarak boyanabilir. Ceviz kabuğu (Juglon)(asitik karakterli), karamuk kökü (berberin)(bazik karakterli)</p>
<p>Saç boyanmasında ceviz kabuğu ve papatya ile çok güzel bir renk elde edilir. Eylül-Ekim ayları Ceviz için tam mevsimidir.</p>
<p>Yün  elyafın üzerinde asitik ve bazik karakterli protein yapı taşları  vardır, bu amino asitler hem asitik hem de bazik özellikler  taşır,  boyarmadde ya asitik  yada bazik karakterlidir. Boyama esnasında   banyoyu  fazla karıştırmazsak ise  boyayağı tam olarak ememeyeceği için  abraj olacak. Abraj yapmak için yünün eğirilirken koyu renkli yün  konulabiliyor.</p>
<p>Sentetik  boyaların ışık haslığı ve yaş haslığı iyi değil. 19.yy’da İngiliz  sermayesi Batı Anadolu’da el halıcılığını ele geçiriyor. Doğu  halılarının popüler olması sonucunda 1800 lerde Osmanlılar, Amerika’da  Türk Halıcılığını tanıtmak için sergiler yapıyorlar, bunun sonucunda bir  talep oluşuyor, halılar pahalı olduğu için hep zengin kesim tarafından  alınırken yavaş yavaş orta kesime doğru bir kayma oluşuyor. Halı  tüccarları daha çok kazanç elde etmek için düğüm sıklıklarını  azalttırıyorlar, renk ve desen üslupları gelen siparişlere son  alıcıların  zevklerine göre yapılmaya başlanıyor. Buda geleneksel  desenlerden uzaklaşmasına neden oluyor. Osmanlının ekonomik  problemlerinden ötürü yabancı sermayeye izin veriliyor, yabancı  tüccarlar rahatlıkla istedikleri parçaları dokuttarabiliyorlar.</p>
<p>Sentetik boya  ile boyama, zaman, işçilik, maliyet, elde etme açısından daha ucuz olduğu için büyük bir pazar yakalanıyor.</p>
<p><strong>MORDANLAMA MADDELERİ</strong></p>
<p>Mordan, boyarmadde ile elyaf arasında gerekli bağlantıyı sağlayan bir bağdır.</p>
<p>1)      Şap (Potasyum Alüminyum sülfat)</p>
<p>2)      Şarap taşı(krem tartar)(potasyum tartarat)</p>
<p>3)      Bakırsülfat CuSO4<span id="more-57"></span></p>
<p>Demir sülfat FeSO4 (yeşil boyama için)</p>
<p>Papatya  boyandığında, çok parlak bir sarı verir, kök boya ile boyandığında renk  turuncuya döner, bakır sülfat ile yeşile kaydırılır. Yeşilin elde  edilmesi Milas dolaylarında Hayit bitkisinden elde edildiği söyleniyor.  Yapılan araştırmaların sonucunda bu bitkiden sarı renk elde  edilebileceği ortaya çıkmış ama kalyı çıkmış bakır bir kapta  kaynatılırsa, bakır iyonları suya geçer ve yeşil renk oluşur.</p>
<p>Demir sülfat siyah rengin boyamasında kullanılıyor.</p>
<p>Göztaşı(mavi)-CuSO4 5H2O, eğer ortanca çiçeğinin köküne göztaşı konarsa ortanca mavi rengi dönüşür</p>
<p>Sarı renk sütleğenin kök ve yapraklarının kaynatılması ile</p>
<p>Yeşil, asma yaprağı, sütleğen, kekik ile</p>
<p>Siyah mersin yaprağı ile elde edilebilir</p>
<p>Siyah,  iplik şap tozu ile sıcağa yakın ılık su içine konulur, iki gün şaplı su  içinde kalır, çıkartılıp güneşte kurutulur, bir tencere içine baca  kurumu ile tetire otu konularak iyice kaynatılır, içine boyanacak  iplikler eklenir. İplikler 24 saat sonra çıkartılıp soğuk su ile  yıkanır. Güneşte kurutulur</p>
<p>Sarı,  kuru pancar kaynatılıp suyu süzülür, elde edilen suyun içine şap tozu  atılıp, karıştırılır, iplikler basılır 24 saat sonra çıkartılır.</p>
<p>Konya ve civarında Çivit otundan  üç farklı ton elde edilebiliyor.</p>
<p>Konya  yöresinde  “Tekir” adı verilen bir bitkiden koyu mavi, kahverengi  renklerinin elde edildiği söylendi, mordanlamayı değiştirerek bunları  yapmış olabilirler</p>
<p>Ceviz kabuğu içerisindeki  juglon maddesi ile %50 oranındaki boyamada açık bej, %300 oranında kahverengini alır.</p>
<p>Mordanlama iplik ağırlığının %20 şap veya mordan madde konulur,  1 saat 100ºC de kaynatılır.</p>
<p>100ºC ideal kaynama noktası</p>
<p>25ºC Oda sıcaklığı</p>
<p>Soğumaya bırakılır, soğuyunca yün çıkarılır</p>
<p>Boyarmaddeyi toz haline getirmek boyamadaki etkinliği ve boyarmadde üzerindeki bütün maddelerin yüne geçmesini sağlar.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Kırmızı</p>
<p><strong>Boya bitkisi:</strong> Kökboya(yapışkan otu)(Rubia Tinctorum).</p>
<p><strong>Boyar madde:</strong> Alizarin-Purpurin-Pseudo-19 değişik boyarmaddeler.</p>
<p><strong>Boyama  süresi:</strong> 1 saat(1.boyama),1 saat(2.boyama), 1 saat(3.boyama).</p>
<p>Açık  havada yapılan boyamalarda  banyo miktarı genellikle 1/50 oranında  olmalıdır, çünkü kaynama esnasında önemli miktarlarda buharlaşma oluyor.</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama.</p>
<p><strong>Boyama:</strong> Mordanlanmış yün ağırlığının % 100’ü kadar kökboya(iyice öğütülmüş  olacak)., 1/90 oranında banyoya atılır, ısınmaya başladığında yünler  ilave edilir, 1 saat 70-85ºC’de kaynatılır(Çünkü kökboyanın  boyarmaddeleri bu sıcaklıkta açığa çıkar(Bu sıcaklığın ne altı ne de  üstü boyama için uygundur.) daha sonra banyodan çıkarılarak yıkanır ve  kurumaya bırakılır(1.kırmızı elde edilmiş olur). 1. boyamadan arta kalan  banyoya, mordanlanmış iplik 1 saat 100ºC’de tutulur boyanmış iplik  çıkartılıp(2.boyama) yıkanır ve kurutulmaya bırakılır, arta kalan  banyoya  mordanlanmış yeni iplik konularak 1 saat boyunca 100ºC de  tutulur.</p>
<p>Kökboya tıpta idrar söktürücü olarak kullanılmış.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Sarı</p>
<p><strong>Boya bitkisi:</strong> Papatya(herçeşit-yaprakları dahil)</p>
<p><strong>Boyar madde:</strong> Luteolin-Apigenin</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama</p>
<p>Eğer  ipliği mordanlayıp, kurutup bir yerde 1 hafta veya 1 ay beklettikten  sonra boyama yaparsak çok canlı renkler elde edilir, yani ne kadar çok  bekletirsek o kadar iyi sonuç alırız. Genel olarak mordanlanmış ipliğin  en az 1 gün açık havada tutulması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Yün miktarı:</strong>İplik ağırlığı üzerinden  %50</p>
<p>Banyo ağırlığı yün ağırlığının 1/30-1/40 arasında değişir, yani 10 gr yün için 5 gr karamuk kökü kullanmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Boyama:</strong> Su ısıtılmaya başlanır, sıcaklık biraz yükselmeye başlandığında banyo  içine toz haline getirilmiş karamuk kökleri atılır, sıcaklık yükselmeye  başlandığında yün banyoya ilave edilir, kaynama noktasında (100ºC de) 1  saat beklenir, ocak kapatılır, soğuduktan sonra soğuk su ile  durulanır  (suyun içinde homojen bir şekilde dağılabilmesi için her zaman  boyarmaddeyi ilk  önce atarız.)</p>
<p><strong>Renk:</strong> Kırmızı</p>
<p><strong>Boya kaynağı:</strong> Kermes</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama</p>
<p><strong>Banyo miktarı:</strong>1/50</p>
<p><strong>Boyar madde miktarı:</strong> Yün ağırlığının %60 kadar ezilmiş Kermes Vermillo Planch, 5 gr yüne 3 gr Kermes maddesi konulur.</p>
<p><strong>Boyama: </strong>Banyo  içine  kermes konulduktan sonra kaynatılmaya başlanır, ve mordanlanmış  yünler içine atılır, duru su çıkıncaya kadar kadar kaynatılır. Kermes  böceği 200ml suda 100ºC’de, 20 dk süre ile ektraksiyon yapılır, sonra  1000 ml’ye tamamlanır</p>
<p><strong>Renk:</strong> Yeşil</p>
<p><strong>Boyar madde: </strong>İndigo-Querecetin,Luteolin,Apigenin</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Boyama:</strong> mavi (indigo), ve sarı (papatya), %20 şap ile mordanlanmış orta mavi  indigolu yüne, %80-100 papatya ile birlikte, ½ saat  100ºC de  kaynatılır, daha sonra soğutulur ve kurumaya bırakılır</p>
<p><strong>Renk:</strong> Mavi(açıktan orta maviye giden tonlarda)</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Küp boyama</p>
<p><strong>Boyar madde: </strong>İndigo</p>
<p><strong>Boyama:</strong> İndigo su ile çözülmez, yün ipliği 5 x 10 gr olacak şekilde hazırlanır, boyarmadde indigo %60, 0,7 gr.</p>
<p>Yardımcı madde;  boncuk tutkalı 0,5 gr</p>
<p>Südkostik        0,15 gr</p>
<p>Hidrosülfit      1,5 gr</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İndican  sarı renkte olup, suda çözülebilir, yün alkalilerden etkileniyor,  sudkostikten etkileniyor, boncuk tutkalı elyafın yüzeyini sarıyor ve  sudkostiğin etkisinden koruyor, bu arada banyo sarı renk alıyor.</p>
<p>Bir maddenin boyar madde olabilmesi için aşağıdaki özellikleri taşıması gerekiyor.</p>
<p>Renkli  maddenin suda çözünür olması gerekiyor, aslında indigo suda çözünmez,  fakat banyoda hidrosülfat ile indican oluyor, banyoda sarı renk  taşımasına rağmen, çileyi dışarıya çıkardığımızda hava ile temas edecek  ve maviye dönecektir. Anadolu’da  indigo denilerek civit otu  kullanılmıştır. Ayrıca pamuk boyamalarında boncuk tutkalı kullanılması  gerekiyor.</p>
<p>Boyama  esnasında şayet koyu mavi istenirse, boyanmış çile kurumadan evvel  birkaç kez banyoyaya daldırılır, sıcaklık 65-70ºC’de sabit tutulur,  burada unutulmaması gereken bir konu da yün asitten etkilenmiyor, fakat  pamuk etkileniyor</p>
<p><strong>Renk:</strong> Kırmızı</p>
<p><strong>Boya kaynağı:</strong> Kermes</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama-ekstrekt alma yöntemi</p>
<p><strong>Boyama:</strong> Yün ağırlığı üzerinden %50 kermes toz haline  getirilerek, boya  banyosunun içine atılır, 3 kez kaynatılarak, her bir kaynatmada bir  miktar süzülerek alınır ve 500 mlt’ye gelene kadar bu işlem tekrarlanır.</p>
<p>3 x 3 gr yün iplik kullanılır.</p>
<p>50  mlt boyarmadde çözeltisi kullanmak sureti ile yün çileleri  açık  kırmızıya boyanır, ilk çözeltiyi koyduktan sonra  ½ saat  kaynatılır ve  1. çile çıkartılır, daha sonra 150 mlt’lik boyarmadde çözeltisi eklenir,  ½ saat kaynatılır, 2.çile orta kırmızı renkte olarak çıkartılır, daha  sonra 300mlt’lik boyarmadde çözeltisi ilave edilir, ½ saat kaynatılır  ve  3. çile de çıkartılır, boyama esnasında tortular asla çözeltinin  içine bırakılmaz, gerekirse su eklenir.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Kırmızı</p>
<p><strong>Boya bitkisi:</strong> Kökboya(yapışkan otu)(Rubia Tinctorum)</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama</p>
<p><strong>Boyama:</strong> Yün ağırlığı üzerinden %25 kökboya alınır, %20 şap ile mordanlanmış  iplik aşağıdaki oranlarda  kökboyanın kullanılması durumunda 3 farklı  ton elde edilir.</p>
<p>Toplam 225 mg kökboya toze kullanacağız.</p>
<p>28.12 gr 1/8’ini kullanmak sureti ile açık kırmızıya boyanır ve 1.çile çıkartılır.</p>
<p>49.2 gr kalan yünün ¼’ü kadar kökboya kullanmak sureti ile orta derecede br kırmızıya boyanır, ve 2.çile çıkartılır.</p>
<p>147.7 kalan kökboya tozunu ilave ederek, koyu kırmızıya yakın bir ton elde edilir Daha sonra yünler kurutulur.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Mor</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> İndigo ile boyanıp %20 şap ve %5 krem tartar ile mordanlanmış yün  ipliği kökboya ile boyanır, 2&#215;2,5 gr’lık yün çileleri hazırlanır, bu  çileler %25’lik kökboya kullanılarak hazırlanan banyoya atılır, 85ºC de  kaynatılır, yarım saat sonra ilk çile çıkartılır, kalan ipliğin %25’i  kökboya daha ilave edilir, yarım saat  kaynatılır ve 2.çile de  çıkartılır, kurumaya bırakılır.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Siyah</p>
<p><strong>Boya bitkisi:</strong> Mazı kabukları</p>
<p><strong>Boyar madde:</strong> Tanin asidi</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Önce boyama sonra mordanlama</p>
<p><strong>Boyama:</strong> Mordansız yün,  ağırlığının %100’ü kadar mazı kabalakları ile birlikte  içinde yeterli derecede su bulunan boya banyosunun içine atılır, yün  ilave edilir, 100ºC’de 1 saat kaynatılır, 1 gece bekletilir daha sonra  yıkanır ve %20 FeSO4 ilave edilir, 1 saat kaynatılır.</p>
<p><strong>İKİLİ RENK KOMBİNASYONU</strong></p>
<p><strong>Boyama:</strong>İplik  ağırlığının üzerinden %50 muhabbet çiçeği, %100 kökboya tozu  kullanılır.5 x 3 gr iplik, %5 kremtar ve %15  şap ile mordanlanır, 5  boyama periodundan oluşur ve her boyama periodundan sonra bir çile  çıkartılır, elde edilecek renkler sarı-pembe, kırmızı-pembeye varan  tonlar elde edilir.</p>
<p>Muhabbet  çiçeğinin tamamı boya banyosunun içine  ilave edilir, banyo  sarı renk  alınca, mordanlı yünler ilave edilir, ve ½ saat kaynatılır, daha sonra  kökboya aşağıdaki oranlarda banyoya ilave edilerek çileler çıkartılır</p>
<p>1) %2,5,  2)%10,  3)%17,5,  4)22,5, 5) %46,5 belirtilen oranlar kalan ipliğin üzerinden hesaplanmaktadır.</p>
<p>1)      15 gr  iplik  için 2,5 kökboya ilave edilir ve birinci 3 gr’lık çile çıkartılır.</p>
<p>2)      12 gr iplik  için  %10 kökboya koyulur, ikinci 3 gr’lık çile çıkartılır.</p>
<p>3)      9 gr iplik için %17,5 kökboya koyulur ve üçüncü  3 gr’lık çile çıkartılır.</p>
<p>4)      6 gr iplik için %22,5 kökboya koyulur ve dördüncü 3 gr’lık çile çıkartılır.</p>
<p>5)      3 gr iplik için % 46,5 kökboya kullanılır ve beşinci 3 gr’lık çile çıkartılır.</p>
<p>Yukarıda beliritlen periyodlar içinde kökboya attıktan sonra ½ saat 90ºC de kaynatmalıyız.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Kırmızı(sarı-kahverengi arasında)</p>
<p><strong>Boya kaynağı:</strong> Soğan kabuğu-Kermes-Kökboya</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama(%20 şap, %5  kremtartar)</p>
<p><strong>Boyarmaddeler: </strong>Quercetin-Kermes Asidi-Flow Kermes Asidi-Alizarin-Pseudo Purpurin-Purpurin-Munjustin-Rubrodin.</p>
<p><strong>Boyama : </strong>%70  soğan kabuğu – 3,5 gr, %10 kermes-0.5 gr, %15 kökboya 0,750 gr, yün  ağırlığı üzerinden(5 gr yün için %70  soğan kabuğu kaynatılır ve  süzülür, %10 kermes üç aşamada kaynatılıp süzülür, bu iki süzülmüş  boyarnmadde bir beherin içinde toplanır ve %15 kökboya eklenir, kaynama  süresine erişilnce ½ saat kaynatılır ve soğutulur.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Kırmızı(sarı-kahverengi arasında)</p>
<p><strong>Boya kaynağı:</strong> Soğan kabuğu-Kermes-Kökboya</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Mordanlı boyama(%20 şap, %5  kremtartar)</p>
<p><strong>Boyarmaddeler: </strong>Quercetin-Kermes Asidi-Flow Kermes Asidi-Alizarin-Pseudo Purpurin-Purpurin-Munjustin-Rubrodin.</p>
<p><strong>Boyama : </strong>%70  soğan kabuğu – 3,5 gr, %10 kermes-0.5 gr, %15 kökboya 0,750 gr, yün  ağırlığı üzerinden(5 gr yün için %70  soğan kabuğu kaynatılır ve  süzülür, %10 kermes üç aşamada kaynatılıp süzülür, bu iki süzülmüş  boyarnmadde bir beherin içinde toplanır ve %15 kökboya eklenir, kaynama  süresine erişilnce ½ saat kaynatılır ve soğutulur.</p>
<p><strong>Renk:</strong> Sarı</p>
<p><strong>Boya kaynağı:</strong> Karamuk kökü</p>
<p><strong>Boyama yöntemi:</strong> Direk boyama</p>
<p><strong>Boyarmaddeler: </strong>Berberin</p>
<p><strong>Yün miktarı: </strong>Yün ağırlığı üzerinden %50</p>
<p><strong>Banyo ağırlığı; </strong>yün ağırlığının 1/30- 1/40 arasında değişir.</p>
<p>10 gr yün-5gr karamuk kökü</p>
<p><strong>Boyama : </strong>Su  ısıtılmaya başlanır, sıcaklık biraz yükselmeye başladığında banyoya,  kökler toz haline getirilerek atılır, sıcaklık yükselmeye başladığında  yün ilave edilir, kaynama noktasında (100C) 1 saat beklenir, ocak  kapatılır, soğuduktan sonra, soğuk su ile durulanır.(Her zaman boyar  madde önce atılır, çünkü içinde eşit olarak dağılmasını sağlarız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/dogal-boya-ile-boyamacilik.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski Halı Tamiri</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/eski-hali-tamiri.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=eski-hali-tamiri</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/eski-hali-tamiri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2011 10:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[eski halı]]></category>
		<category><![CDATA[eski halı onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[eski halı tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[eski halılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[19.yy. ’ın sonlarından itibaren, dünyanın değişen sosyo -ekonomik koşulları beraberinde, zengin ve  etkin bir zümreyi  ortaya çıkardı. Böyle bir  ekonomik sistemde,  eski objelere sahip olma bir yatırım aracı ve  hobi olarak kabul edildi. Bununla beraber gelen, eski halı  koleksiyonculuğu da hızlı bir şekilde yayılmaya, ve antika halıların müzayedelerde  en çok  aranılan  parçalar olmaya başladığı döneme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19.yy.  ’ın sonlarından itibaren, dünyanın değişen sosyo -ekonomik koşulları  beraberinde, zengin ve  etkin bir zümreyi  ortaya çıkardı. Böyle bir   ekonomik sistemde,  eski objelere sahip olma bir yatırım aracı ve  hobi  olarak kabul edildi. Bununla beraber gelen, eski halı  koleksiyonculuğu  da hızlı bir şekilde yayılmaya, ve antika halıların müzayedelerde  en  çok  aranılan  parçalar olmaya başladığı döneme girildi. Bu antika  halılar genelde, halı dokumacılığı geleneği olmayan ülkelerde daha çok  talep gördü. Bu kişiler bu eski halıları satın olarak bir şekilde,  kendilerinde olmayan bir takım değerlere sahip olma özlemlerini  gidermeye çalıştılar.</p>
<p>Ayrıca bu halılar, çok nadir parçalar oldukları için birer yatırım  aracı olarak değerlendirilmekte ve alınıp-satılmaktadır.  Bu eski  parçalar üzerinde bazen büyük parçalar yok olmuş, aşınmış, renkleri  kaybolmuş, ya da büyük delikler olabilir. Bunların tamir edilmesi bu  malların satılmasını kolaylaştırdığından   (  tekrar yerde veya duvarda kullanılmak üzere),  parçalar  orijinallerine  bağlı olarak tamir edildiler .Dünyadaki halı tamirciliğinin,  günümüzden  ne kadar eskilere gittiğini tam olarak bilemiyoruz. Fakat, bugün  Türkiye, İran, Pakistan, Mısır, Kuzey Kafkasya’daki ülkelerde  farklı  bir işkolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’deki halı tamirciliği  1950’li yıllara kadar geri dönmektedir. Bu dönemde,  isimlerini  öğrenemediğimiz Ermeni ve Türk ustalar bu işi yapmakta idiler. Ermeni  ustalar daha sonraları yanlarına Türk  çıraklar alarak bu sanatı daha  sonraki kuşaklara aktarmıştır.</p>
<p>Günümüzde, halı tamircileri, ya tek olarak yada akrabaları veya  hemşerileri ile oluşturdukları gruplar halinde “merdiven altı” olarak  isimlendirdiğimiz şekilde işlerini devam ettirmektedir. Büyük  çoğunluğunun Maliye ve Ticaret Odasına kayıtları  yoktur. Bu açıdan   sadece gözlemlere dayanan ve tamirciler ile karşılıklı konuşmalarımıza  istinaden, bilgilerimizi sizlere aktaracağız.</p>
<p>Tamir;  eski tekstil parçalarının  yıpranmış olanların temizlenerek, yapılış ve  dokuma şeklini, kullanılmış olan malzemenin aynısı veya yakın  özelliklerinde bularak aynı şekil ve desende eksik kısımlarının  doldurulup,   daha sonra bu kısmın bütün parça ile uygunluk   sağlamayabilmesi için, yapılan tesviye işlemini kapsayan işlemler  bütünüdür.</p>
<p>Tamir edilen parçalar arasında, <em>halı, kilim, sumak</em> gibi değişik dokuma türleri de vardır. Kaba dokunmuş halı ve kilimlerin  tamiri daha kolay ve hızlı olabildiği gibi, halı kalitesi arttıkça, ve  desene de bağlı olarak bu işlem  daha da zorlaşmaktadır Yeni tamire  başlamış kişiler belirli bir ustalık döneminden sonra kolaylıkla yün  halıları tamir edilebilir. Ama, İpek halıların tamirleri büyük ustalık  gerektirdiğinden bu işi herkes yapamaz. Ayrıca, eski ipek halılar  kırılgan olduğu için çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Hatta bazı eski  ipek halıların içlerinde sim işlenmiştir Belirli dönemlerden sonrada bu  simler  çürümektedir.</p>
<p>Doğu  kültüründe, el halıları kullanmadan ötürü aşınma ve eskime neticesinde,  zeminin en altına konularak, yeni halılar üste çıkarılmıştır. Batı  kültüründe ise, 15.yy dan itibaren süregelen, çok varlıklı kişilerin  servetlerini ifade etmesi açısından Türk ve Doğu halılarına sahip olma  geleneği, daha sonraki dönemlerde  antika değeri taşıyan eski halıları   da  biriktirme şeklinde devam etmektedir.</p>
<p>1950’lı  yıllardan itibaren  Türkiye’nin gelişen turizmi  ve dışarı açılması ile  birçok eski halıların, ülkenin değişik köylerinden toplanıp, büyük  şehirlerdeki antikacı dükkanlarına, daha sonrada  ülke dışındaki  antikacılara  satılmasına neden oldu. Özellikle 1970 ve 1980’li yıllarda  Antika halı ticareti gelişti. Ve  1990’lı yıllara gelindiğinde artık  eski mal çok zor bulunduğundan bu karlı iş giderek azaldı. Ama 1990’lı  yıllarda, Sovyetler Birliğinin dağılması sonucunda, Türki Cumhuriyetleri  ortaya çıktı. Yıllarca  dışarıya kapalı kalan bu bölgelerden müthiş  miktarda eski “Kafkas malı” adı altında Kazak, Dağıstan, Ermenistan,  Özbek, Azerbaycan, Türkmen parçaları çok ucuz fiyatlara geldi. 1999  yıllara gelince bu parçalar da gittikçe azalmaya başlandı. Dünya  pazarında böylece Anadolu malının yerine Kafkas malı yer aldı. Ve her  geçen gün bu mallarda azalmaktadır. Şimdi bunların yerine ne tip   halılar  çıkacak  bilemiyoruz. Yoksa giderek bu iş  kolu  yok olacaktır.</p>
<p>Tamirciler,  Türkiye’de başta İstanbul olmak üzere Aksaray ili-Sultanhan ilçesi,  Malatya, Konya, İzmir gibi değişik illere yayılmış olup, İstanbul’da ise  Sultanahmet bölgesinde bulunmaktadır. <em>Sultanahmet’te Babı-ali Çarşısı, Arasta Bazaar, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, </em>az da olsa<em> Kapalı Çarşı, ve Mercan </em>gibi  belirgin mekanları sayabiliriz. Sultanahmet’te tahmini 300 kişi  çalışmaktadır. Sultanhan’ da  ise son durumlar itibari ile 150 işyeri  bulunmaktadır.</p>
<p>Antika  işi ilk başladığı dönemlerden itibaren,  tamirciler esnafın yanında bu  ufak tefek tamirleri yapıyorlarken, bu mesleği öğrenerek,  kendileri  için çalışmaya başladılar. Kazak mallarında hızlı bir şekilde prim  yapması, bunların tamirlerini de gündeme getirdi. Böylece kendi  için  çalışan tamirci sayısında artış oldu.      gelirlerinin düşmesine  pastanın bir çok kişi tarafından paylaşılmasına neden oldu. Ama iyi  tamirciler,  bilinen esnaflara sürekli mal yaptıklarından bir sorun  yaşamamaktadırlar.</p>
<p>Tamirciler,  ince halılarda yapılan işçilik fazla olduğundan normalden  daha fazla  ücret istenmektedir. Ayrıca çalıştıkları mekan önemlidir. Bazı  tamirciler, dükkan kirasından ve vergiden kurtulmak için genelde  kendi  evlerinde çalışırlar. Yada İstanbul’da  bir irtibat noktası tutarak,  buraya çok cüzü bir kira öderler, ama aldıkları  malı tamir için daha  sonra Sultanhan’a gönderilir. Oradaki tamircilerde kendi evlerinde  çalışır ve  yaşarlar. Bu şekilde harici giderlerini ortadan kaldırırlar.  Böylece, tamir fiyatlarını düşük seviyelerde tutabilmektedirler. Bu  yörenin insanı kendi işini yapmak ister.Bu  açıdan ele alındığında hemen  hemen hepsinin küçük de olsa bir atelyeleri var. İşe ilk   başladıklarında kendi akrabaları ile ortak iş yaparlar, nadiren  ortaklıklarını belli bir süre daha devam ettirdiler. Daha sonra kendi   başlarına çalışırlar.</p>
<p>Çalışma  süresi ele alındığında bir çalışma süreleri yoktur.Gereğinde sabaha  kadar çalışabilirler. Müşteri  uçak ile kendi ülkesine  gidecekse o  zaman önemli olan tamirin bu zaman zarfında bitirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Tamir  oldukça zor bir iş olduğundan ileriki dönemlerde  gözlerin bozulmasına  neden olmaktadır. Çalışanların büyük çoğunluğunun, işveren veya ustaları  tarafından SSK gibi sosyal güvenlik bağlantıları yoktur. ve en  önemlisi  çoğunluğu 16 yaşın altındadır. Ayrıca, sürekli bir obje  üzerinde çalıştıklarından uzun dönemde psikolojik sıkıntıları ortaya  çıkmaktadır.</p>
<p>Çoğu  tamirci işe başladıklarında fazla tecrübeli olmadıklarından ilk yapılan  parçalarda fazla mükemmel  bir işçilik olmamaktadır. Tamir esnasında  eski yün bulmak veya renk problem yaratabilmektedir. Bazen aynı renkte  yün bulunamadığından başka bir halıdan sökülerek  yün tekrardan  boyanmaktadır. Ve bu  halı tamirinde kullanılmaktadır.</p>
<p>Türkiye’deki  tamircilerin çoğu Aksaray iline bağlı Sultanhan  ilçesinden  gelmektedir. Bu arada büyük halı tüccarlarının ve halı yıkamacılarının  bir kısmı da bu bölgeden  gelmektedir.  Bazı halı tamircilerinde,   İran’dan gelmiş halı  tamircileri de bulunmaktadır.</p>
<p>Usta-çırak  ilişkisi şeklinde gelişen  çalışma, tamircilerin büyük firmaların   tamir atelyelerinde çalışarak  belirli bir tecrübe kazanmaktadırlar.  Usta yanında oturan çırak parçayı tamir etmekte,  usta da tamiri kontrol  etmektedir.</p>
<p>Tamirciler,  ülkemizdeki eski antika satan halıcıların, ve yurt dışındaki eski   halı  koleksiyoncularının halılarını tamir etmektedir. Son zamanlarda   Türklerde evlerinde eskiyen  halıları  tamir ettirmektedir.</p>
<p>Bazı  tüccarlar, işçilik maliyetlerine katlanarak, yetenekli tamircileri   kendi ülkelerine götürerek orada kendi dükkanlarında kendileri için  çalıştırırlar. Burada, firmanın  çalışma izni alması, çalışan kişinin  belli bir süreden sonra çalıştığı yerden kaçıp gitmesi, ve dil  problemleri gibi sorunlardan ötürü bir  zaman sonra bu  yöntemden  vazgeçtiler. Onun yerine mallarını işçiliğin ucuz olduğu  bölgelerdeki  tamir atelyelerine göndermektedirler.</p>
<p>Halen,  serbest bölgelerde bu tip  tamir firmaları kurulmaktadır. Böylece eski  halılar gümrüğe girmeden serbest bölgeye gelmekte, burada  tamir  olduktan sonra, aynı şekilde geri gönderilmektedir. Bundan ötürü,  gümrükteki bütün evrak işlerinden , vergilerden kurtulmuş olunur. Bunun  bir benzeri Hamburg limanında olmuştur. Burada bir çok halı satıcısı  bulunmaktadır. Bu halılar aynı şekilde satıldığı için fiyatlar oldukça  düşmektedir.<span id="more-54"></span></p>
<p><strong>BİR TAMİR AŞAMASI</strong></p>
<p>Yapılan  bir tamir işlemini gözlemleyip, uygulamanın konservasyon  dersi  kapsamında öğrendikleriniz ile örtüşen ve çekişen taraflarını  vurgulayınız.</p>
<p>1.       Eski parça  kir, yağ ve mum gibi  lekelerden arındırmak için yıkanır.  Piyasada antik halı yıkamacıları var. Nasıl bir yıkama türü  uyguladıklarını bilemiyoruz. Fakat duru su ile yıkadıklarından eminiz.</p>
<p>2.       Parça, düz bir zemin üzerine serilerek, nasıl bir tamir uygulanacağı  (düğüm, atkı takviyeli, düz dokuma vs.) ve eksik renkler tespit edilir.  Parçanın yaşına göre, o yaşa eşit  yaşta başka halılardan yün sökülür.  Gerekirse  çok yıpranmış halılar bu iş için kullanılmaktadır. Bu açıdan  tamirciler renkleri beğendikleri çok eski halıları daha sonraları  yünlerini kullanabilmek için satın almaktadırlar. Ve bu yünler parçadaki  renklere göre tekrardan, çoğunlukla doğal boyalar ile  boyanır.</p>
<p>3.       Parça , eğer çerçeveye çakılacak durumda ise, dört köşeli çerçeveye  gerdirilerek, çiviler ile tutturulur, eğer mümkün değilse tamir elde  yapılmak zorundadır. Uzman tamirciler tezgaha germeden, tamir işlerini  yaparlar. Çerçeveye gerildikten sonra çözgüler atılır. Bunun için aynı  kalınlıkta ve renkte çözgü ipliği kullanılırlar. Eğer halı tamiri  yapılıyorsa “hasır” denilen  <em>(çözgüler atıldıktan sonra atkılar geçirilir.)</em> yapı hazırlanır ve hav atılmaya başlanır, eğer kilim ve sumak tamiri  ise, çözgü atıldıktan sonra  bu atkı takviyeli dokuma yapılır.</p>
<p>4.       Dokuma bitikten sonra, halının arka kısmı  ve ek kısmı üzerinde  yakılarak eskitilerek tesviye işlemleri yapılır. Parça son konumunu  alır. Son dönemlerde, fragman şeklinde çok eski parçalar, eksik  yerlerinin tamamlanması yerine direk olarak  bir bezin üzerine dikilerek  korunması sağlanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/eski-hali-tamiri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halı tamiri, Saçak tamiri, Antika eski halı kilim tamiri</title>
		<link>http://www.halitamiri.com/merhaba-dunya.html/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=merhaba-dunya</link>
		<comments>http://www.halitamiri.com/merhaba-dunya.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2010 12:27:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adalar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Adana Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Afyonkarahisar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Akyurt Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Altındağ Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutköy Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ataşehir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Avcılar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayaş Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrın Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeliever Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bakırköy Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bala Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkkesir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bartın Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Batman Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrampaşa Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağcılar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Başakşehir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beylikdüzü Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beypazarı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükçekmece Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Halı Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[Elmadağ Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Halı Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum Halı Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[Esenler Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Esenyurt Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir Halı Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[Etimesgut Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziosmpaşa Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gölbaşı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Güdül Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Güngören Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Haymana Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kalecik Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kars Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kartal Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu Hali Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kazan Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıthane Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kilis Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kütahya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Küçükçekmece Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale Halı Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılcahamam Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Maltepe Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Mamak Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Muş Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Nallıhan Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Pendik Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Polatlı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Pursaklar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Rize Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Samsun Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sancaktepe Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıyer Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Silivri Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sincan Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sultangazi Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tuzla Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Uşak Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Van Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yenimahalle Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytinburnu Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Zonguldak Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çamlıdere Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çankaya Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çatalca Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çekmeköy Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Çubuk Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Ümraniye Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[İçel Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Şereflikoçhisar Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Şile Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Şişli Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak Halı Tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[ege bölgesi halı tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[el dokuma]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[halı onarımı]]></category>
		<category><![CDATA[halı onarma]]></category>
		<category><![CDATA[halı tamiri]]></category>
		<category><![CDATA[il il halı tamiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.halitamiri.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Halı tamirinin en zor ve ustalık isteyen türü gövde de bulunan tamiratlardır. Büyük bir ustalıkla yapılan, çok zor bir sanat olan halı tamiri; hemen her yönüyle yeni halı dokunmasında daha zordur. Özellikle el halılarında oluşan zararlar çok önemlidir. Ciddi zarar görmediği sürece çok dayanıklıdır. Yırtılma, çürüme, sökülmeler gibi nedenlerle zarar gören el halıları; yapıldıkları malzemelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halı tamirinin en zor ve ustalık isteyen türü gövde de bulunan tamiratlardır. Büyük bir ustalıkla yapılan, çok zor bir sanat olan halı tamiri; hemen her yönüyle yeni halı dokunmasında daha zordur. Özellikle el halılarında oluşan zararlar çok önemlidir. Ciddi zarar görmediği sürece çok dayanıklıdır. Yırtılma, çürüme, sökülmeler gibi nedenlerle zarar gören el halıları; yapıldıkları malzemelerin özellikleri ( yün, yün ile pamuk yada sentetik iplik karışımları, pamuk, kaşmir, ipek ) ve türünün dokuma tekniği nedeniyle çözülmeye başlar. Çözülme önlenemez ise uzun zaman kullanıla-maz. Bu nedenle el halılarının özelliği olan onlarca yıl kullanılabilirlik sürdürülemez. Şirketimizce yapılan tamirlerimiz halılarınızı en iyi haline getirebilecek ustalarımız tarafından halı tamiri yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.halitamiri.com/merhaba-dunya.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

